Ankara Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanlarıyla o dönemin insanlarını anlamak çok daha kolay oluyor.
Yaban ile Anadolu köylüsünün hâlini ve Kurtuluş Savaşı’na olan tutumunu,
Kiralık Konak ile İstanbul burjuvazisini yakından tanıdık.
Sodom ve Gomore ile işgal altındaki İstanbul’u ve buna kayıtsız kalan burjuvaziyi anladık.
Ankara ile de Kurtuluş Savaşı sonrası bir şehrin doğuşunu ve bu mücadeleyi veren emektar insanların zamanla birer köşe kapma yarışına girişmelerini izledik.
Kitap üç bölümden oluşuyor ve ana karakterimiz Selma Hanım’ın üç farklı zaman dilimindeki deneyimlerini ve düşüncelerini takip ediyoruz.
En ilginç kısmı ise bence üçüncü bölüm. Böyle düşünmemin sebebi, son bölümde Cumhuriyet’in ilanının üzerinden 10 yıl geçmiş olmasıdır. Yani yazar, ileriyi ve yeni Cumhuriyet’i hayal ederek bir kurgu oluşturmuştur.
Son olarak kitap dışında bir ilave daha yapmak isterim. Ankara’nın İstanbul ve İzmir’den sonra önemini kavramak adına şu söz dikkat çekicidir:
İsmet İnönü’ye “İstanbul dururken neden Ankara’yı başkent yaptınız?” sorusu sorulduğunda, “Senden yana olanlara bir şey vermezsen neden senden yana olsunlar?” demiştir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu