#EricEmmanuelSchmitt
#BayanMinginHiçOlmayanOnÇocuğu
Merhaba arkadaşlarım 🪽
Hakikat ve hayal arasındaki o ince çizgiyi iç içe geçirip bir çerçeveye koyan Eric-Emmanuel Schmitt’in kaleminden ,kapağını kapattığınızda göğsünüzde hem hafif hem de inceden bir sızı bırakacak o nadir kitaplardan biri olan "Bayan Ming’in Hiç Olmayan On Çocuğu" adlı eserle geldim..
Kitap, Çin’in katı "tek çocuk politikası" döneminde geçiyor.
Kahramanımız Bayan Ming, devasa bir lüks otelin tuvalet görevlisi.. Büyük bir gururla on çocuğundan bahseden..
İlk başta bende, hikâyeyi bizlere anlatan anlatıcı ile düşüncelerim aynı yönde idi..
Kafamda , düşüncemde
"yaşlı kadın bir hayalin içinde yaşayıp, hikâye mi anlatıyor insanlara , yoksa gerçekten 10 çocuğu var mıydı ? Soruları ile baş başa kalmıştım ..
Hikaye ilerleyip, sayfalar çevrildikçe, varlıkları tartışılan bu on çocuğun Bayan Ming’in ruhunda neyi temsil ettiği an be an derinlik kazanmaya başlıyor..
Bu noktada ise okurları etkileyen bir unsur bizleri karşılıyor..
Konfüçyüs Bilgeliği
Kitap boyunca Konfüçyüs’ten damıtılmış aforizmalar, hikâyeye mistik bir hava katarken; Schmitt ise bizlere "doğru"nun sadece görünen gerçeklik olmadığının altını çiziyor..
Ahh Bayan Ming ahh, kalbimi bıraktığım güzel kadın...
Bayan Ming’in çocuklarını anlatımı o kadar sıcak, o kadar samimi ve o kadar gerçekçi ki..
Her biri bir erdemi, bir hayal kırıklığını veya bir umudu temsil ediyor..
Eser ; diğer bir taraftan , biz okuyucularına şunu sormayıda ihmal etmiyor:
Hangimiz yalnızlığımızı örtmek için kendimize küçük dünyalar kurmuyoruz ki
Tıpkı Bayan Ming gibi..
* * * * * * * * *
Başlangıçtaki, iş adamının yani anlatıcının küçümseyici ve inanmamış tavrının - hallerinin, Bayan Ming’in nezaketi, içtenliği ve samimiyeti karşısında nasıl yok olduğunu ve kendisindeki değişime an be an tanıklık etmek hem yüzde ,hem yürekte sıcak bir tebessüme dönüştü..
"Bir yalan, eğer birinin hayatına anlam katıyor ve kimseye zarar vermiyorsa, hala 'kötü' bir yalan mıdır??" Diyor yazar, altını çizerek...
Sizce peki..
Bence değildir
"Mutluluk, sahip olduğun çocukların sayısında değil, onlara duyduğun sevgidedir;
İster yan odada olsunlar, ister sadece kalbinde." sözü kitabın ruhunu ve hissini özetlerken; Bayan Ming'in dünyası size de kendi "tatlı yalanlarınızı" veya sığındığınız hayalleri sorgulatmaya davet ediyor..
Bir oturuşta bitmesine karşın etkisinin uzun sürdüğü ,finaliyle ters köşe yaparken, kalbinize kaşmir gibi yumuşacık bir dokunuş bırakan , gerçeğin sınırlarını zorlayan ama naifliğini kaybetmeyen, Bayan Ming gerçekten bir hayalperest miydi yoksa bir bilge mi? gibi sorularla baş başa bırakan eserimize sizlerde davetlisiniz ..