Uzun uzun bir şeyler yazmak isterdim açıkcası. Ömrümün yarısına 15 yaş kaldı ve şu ana kadar nasıl yaşadım pek bilmiyorum. Yeni arkadaşlar edindim, tartıştım, ayrıldım ve belki de üzdüm. Hayat o kadar acıyla dolu ki bir anlık mutluluk hissinin ne kadar değerli olduğunu tüm ruhumuzla hissediyoruz. Fazla uzun tutmayacağım. İsmimden de belli olacağı üzre ben gereksizyazarım. Yine bir şeyler yazdım. İlk kez kendimi düşünerek şiir yazdım, belki de son kez. İyi ki doğmuşum, iyi ki kaderim beni buraya kadar getirmiş ve umuyorum ki daha mutlu anlar getirecek. Tekrardan iyi ki doğdun Ahmet, iyi ki doğdun gereksizyazar.
Yaş yirmi, yolun yarısına on beş var.
Kızıldan bir gömlek, sipsiyah, gece kadar.
Kanatlı okyanus içimde,
Dalgaları gökyüzünde, yalnızlık eşiğinde.
Kırılgan meçhul ruhun deşiğinde.
Kapaklar açıldı yüreğimde,
Yazılanlar okundu, yazanlar kaldı geriye.
Nasıl bir yer burası?
Yolun yarısı geçmedi amma
ben yarısında kaldım.
Yaralar sardı vücudumu,
Kan akmaz oldu kalbimden.
'Bir yer var biliyorum.' der biri.
Ben de derim ki,' bir yer var kaderin ellerinde,
biliyorum.
Nasıl tasvir etmeli, hangi kelimelerle sarf edilmeli.
Bir sıra, arka taraflarda
Yaslanır oturacak soğuk duvarlara.
Sessizlik yanımızdadır ve o zamanki senin gül dikeni gülüşün.
Acıyla tanıştım seninle,
Kendime kaldım bir tek.
Farklı kaderler geçti kaderimden
Bir kuş, bir Okyanus, bir şehvet...
Nasıl yaşamalı ömrüm yarısında kadar.
Bir gemi kalkar bu limandan,
meçhule gider.
Ben gidemem meçhule,
Atlarım, karanlık denizlerle kalırım,
Başıboş bir kederle beklerim kendimi.
Kim olmak içindeyim.
Kimlerdenim, ben nedenim?
Zehir kadar tatlı ruhuma,
Önem arz eden ruhumun arkadaşlarına,
Ben neyim? kim olma mecburiyetindeyim.
Fazlaca önemserim
bir tanrının gücü yettiği kadar.
Anlamak demek, anlaşılmamayı hissetmek
nedir söyler misiniz?
Selim'i daha iyi hissediyorum şimdi.
Atladı o da meçhul gemisinden
Dayanamadı, boğuldu bir bucak suya sarılarak.
Kelimelerin kifayetsiz,
Sözlerin bu kadar mahrum olduğunu bilmezdim ruhumdan.
Kendime demekle gereksizyazar,
yanılmamışım.
Yaş yirmi ama kalp noksan bu yaştan.
Ümitle, umutlar, kaderlerin cilvesi
gece kadar narin mezar taşlarında
ve bir tabut toprağa
yolun yarısında sonra.
Yapraklar sararınca,
Kuru toprak ıslanınca alın beni.
Yazsınlar, 'Bir gereksizlik geçti bu dünyadan
gereksizliğini vurdu yazaraktan.'
Ne yapmalı söylemezsiniz değil mi?
Tanrı bile cevaplamaz beni
Kadere hapsedilen bu ruhun hâlini.
Ne yapmalı,
Kalmalı mı yazarak hiçlikte yoksa kaderini sonlandırmalı mı bir bucak suyla?