Sanırım Sait Faik Abasıyanık için atılabilecek en iyi başlık bu olurdu. Hikayeleri hem öyle sıradan hem de o kadar özgündü ki... Yazarın dili ile ilk defa tanıştım ve Türkçenin bu kadar sade, az ama bir o kadar da dolu anlamlarda kullanabildiğine ilk defa şahit oldum. Türk Edebiyatı konusunda çok eksiğim olduğunu biliyorum ama yavaş yavaş kapatıyorum. Bu eseri okuduğum için çok mutluyum. Sadece yeni okuyuculara ufak bir tavsiyem olacak: Bu eser sizin de okuma listenizde ise bir yaz günü, Marmara kıyısında bir yerde tatildeyken (şayet güzel adalarımızdan birinde olursanız daha iyi olur) denizden çıktıktan sonra şöyle bir güneşlenirken bırakın kahvenizin yanında size eşlik etsin bu kusursuz öyküler. Ayrıca Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun bir kaç satırlık vedasını da bizlere sunduğu için yayınevine teşekkür etmek istiyorum. Çok farklı bir dil. Başarılı bulduğumu söylemeliyim.