Küçük Adamın Romanı serisi; Orhan Kemal'in Adana kahvelerinden birisinde tesadüfen tanıdığı 'Küçük Adam'ın' hayat hikâyesini işlediği dörtlemesi. Ana karakter olan Küçük Adam'ın ismi kitap boyunca zikredilmiyor. Milli mücadele döneminde sancılı bir dönemin ortasına doğan bu çocuk, aklı bir karış havada, çevrede aylaklık eden ve okulu bir noktadan sonra devam ettiremeyen bir genç. Babasından bu konuda çok azar işitiyor, başladığı işin sonunu getirememesi ve hayatında bir amaç olmamasından ötürü hor görülüyor. 'Okumuyorsan en azından çalış, eve ekmek getir' gailesi olmalı diye düşündüm ama ne fayda Babasının ani kararıyla Beyrut'a gitmeleri, mülteci yaşamın içine bir türlü adapte olamayışı, işsizlik sıkıntısı içerisinde sabahın erken saatlerinde çöken karanlıkta emekçi işçilerin kadın, erkek hatta çocuk demeden sokaklara sökülmesini başarılı bir gözlemle aktarmış Orhan Kemal.
İkinci cildi olan Avare Yıllar da tahmin edildiği üzere Küçük Adam, Adana'ya geri dönüyor ama hiçbir şeyi ve kimseyi bıraktığı yerde bulamamış olmanın hayal kırıklığını yaşıyor. Geziyor dolaşıyor, kendine yeni çevre ediniyor ama bir türlü hayata dikiş tutturamıyor. Kitabın bitiş noktası ile gelecekte nelerin olabileceğini biraz merak ediyorum. Metin içerisinde kadının 'erkektir yapar' görüşü, başına kötü olaylar gelen bir kızın namus kavramının dışına çıkararak pis zihniyetle 'geneleve ziyaretine gideriz' sevinçlerine çok içerledim, öfkelendim. Yazarla barışamadığım tek nokta bu; her romanında kadın karakter pasif, aciz, kötü yola düşen ve erkeğin her türlü şiddetini haklı çıkaran bir savunma halinde. Bilmeden Cemile'yi önceden okumuş bulunduk, okuyacak olanlara doğru sıralama: Baba Evi, Avare Yıllar, Cemile, Dünya Evi.