·592 syf.····Okunma: 01 Kasım 2025 00:22 Körburun’u okurken kendimi sürekli hikâyenin içinde buldum. Hani bazı kitaplar sayfa sayısına bakmaksızın, akıp gider ya… benim için de öyle oldu. Hikmet Hükümenoğlu’nun dili zaten çok samimi geliyor bana ama bu kitapta o samimiyetle beraber bir sakinlik de vardı.
Karakterlerin birbirleriyle olan ilişkileri, aralarındaki gerginlikler, küçük küçük detaylar… Zorlamadan, çok doğal bir şekilde anlatmış yazar.
Hikaye İstanbul açıklarında Körburun adında bir adada öyle doğal ilerliyor ki..Meral’in içine kapanık hâli, Hayri’nin bitmeyen hırsları, kasabanın gündelik telaşı… hepsi çok tanıdık..
Hele bir de Neriman Abla var ki.. kendi kendine konuşan, herkesin biraz ‘deli’ dediği ama aslında tertemiz kalpli, saf ve iyi niyetli ..
Türklerin ve Rumların iç içe yaşadığı bu küçük adada herkes birbirini tanıyor, herkesin ayrı bir hikâyesi var.
Bittiğinde kitaptan kopmak istemedim. Yazarı zaten seviyordum ve bu kitapla kendime bir kez daha hak verdim.
Kısacası, “Körburun” benim için güzel bir okuma deneyimi oldu. Akıcı, sade ve etkili… Böyle kitaplarla karşılaşınca gerçekten seviniyorum.