Gönderi

Ezeldən Yazılan İsim: Ley’Lâ
BuZdağının Görünmeyen Yanı: Ley’Lâ… … Şirin’siz her saray bîsütûn gibi virane, Ferhat’sız dağ bir saman çöpüdür rüzgârda… Mecnun’suz çöl sadece dikenli bir vaha, Ley’Lâ’sız BuZdağı ise adı konmamış bir kıyamettir… Ey aşk… Ateştir dedin nesebin; doğru… hem de nasıl doğru olmasın ki… Tüm aşıkları ele veren de o ateştir… Bizim soyumuz yanarak arınanlardandır. Dumanımız göğe değil, içe yükselen alevlerde saklıdır, Ley’Lâ… Rüzgâr kaynağımızsa savurmaz bizi; çünkü biz kökü ezelde olan ateşiz, Rüzgâr bizi büyütür, ama söndüremez… Su tufana dönüştü dedin; bizim suyumuz tufan değildir. Bizim suyumuz Elest meclisinden damlayan bir “Belâ” hatırasıdır. Boğmaz… hatırlatır, diri tutar bizi, Ley’Lâ… Toprak küle döndü dedin; kül sandığın şey yanmışlığın utancı değil, ateşin şahidi, aşkın mirasıdır, Ley’Lâ… Şirin’siz saray virane olur; çünkü aşk yoksa taş taş değildir. Ferhat’sız dağ anlamsızdır; çünkü yük taşınmıyorsa dağ dağ değildir… Mecnun’suz çöl kuru ayazdır; çünkü susuzluk arayışın kendisidir, Ley’Lâ… Ley’Lâ’sız BuZdağı… yalnız soğuk değildir; derinliği anlamsız kalır. Çünkü BuZdağı görünmeyen kısmıyla yaşar. Ve o görünmeyen kısmın adı Ley’Lâ’dır. Ey aşk… “Biz gidince sen kalacaksın” dedin ya; hayır… Biz gitmeyiz. Biz hâle dönüşür, hâlde kalırız, Ley’Lâ… Aşk bir isimde değil; bir ahitte yaşar. Bizim ateşimiz atalardan kalan bir sevda mirasıdır. Rüzgâr esince toprağımızdan senin kokun gelir; çünkü biz toprağa gömülmedik, toprağa yazıldık, Ley’Lâ… Ley’Lâ’sız BuZdağı neye yarar ki… Sadece hakikatini bekler. bazı aşklar ezelde başlar, mahşerde tamam olur. Bizim aşkımız da ezelde başladı Ley’Lâ… Ateşi rüzgâra karıştırmadık; ateşi içimize mühürledik, Ley’Lâ… Biz gidince değil, biz sustuğumuzda söz aşkın olacak. Ve aşk konuştuğunda ne saray kalacak, ne dağ, ne de çöl… Kalan sadece hakikat olacak. Ve o hakikatin içinde tek bir isim: Ley’Lâ… …🖋️ biR’ münZ’evi üstâd biR’ münZ’evî üstâd…
Şiir
·
113 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.