Mutluluk büyük anlarda değil, küçük anların farkına varıldığında mümkün.
Orhan Pamuk bu romanda aşkı romantik bir yerden değil, takıntı, zaman ve hafıza üzerinden anlatıyor. Kitap bence bir aşk hikâyesi değil bir saplantının arşivi.
Kemal’in Füsun’a olan aşkı zamanla bir insana duyulan sevgiden çok, onunla ilgili nesnelere tutunmaya dönüşüyor. Küpeler, tokalar, sigara izmaritleri… Hepsi bir anı sabitleme çabası. Çünkü Kemal aslında Füsun’u değil, geçmişteki o saf hissi kaybetmekten korkuyor.
Aşk bazen karşımızdaki insanı değil, o insanın yanında hissettiğimiz kendimizi özlemektir.
Zaman geçiyor ama Kemal geçemiyor.
Herkes hayatına devam ederken o bir müze kuruyor. Çünkü bazı insanlar ilerleyemez; sadece hatıra biriktirir.