·112 syf.····Okunma: 12 Aralık 2021 00:00 Aiskhülos'un günümüze ulaşan bu en eski tragedyası, sadece antik bir savaş anlatısı değil, devasa bir imparatorluğun kibrinin (hubris) ve merkezi despotizmin çöküşünün edebi bir otopsisidir. Yunan şehir devletlerinin daha dinamik yapısı karşısında, Pers İmparatorluğu'nun o hantal, mutlakıyetçi ve fetihçi zorbalığının Salamis sularında nasıl parçalandığını doğrudan mağlupların gözünden, sarayın içinden anlatır. Yazarın, savaşı bizzat kazanan bir Atinalı (hatta bir gazi) olmasına rağmen kaba bir şovenizme savrulmadan, Pers halkının yasını ve yıkımını merkeze alması metne evrensel, diyalektik bir derinlik katar. İktidar zehirlenmesinin, sınırsız genişleme hırsının ve yöneticilerin stratejik körlüğünün kitleleri nasıl topyekûn bir felakete sürüklediğini gösteren, devletli uygarlığın ilk ve en sarsıcı eleştirilerinden biridir.