ne bekledim ne buldum incelemesi
7/10
·668 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 04:07
kitaba dair abartıyı anlamakla birlikte ne yazık ki tam olarak bana hitap etmediğini söyleyerek başlamak istiyorum. bu durum çoğunlukla benim beklentilerimle ilgiliydi tabii; ben daha karanlık bir potansiyel görüyordum ama kitap kendi güvenli sınırlarında kaldı. bu risk almak istenmediği için de olabilir, yazarın kişisel tercihi de:) ama sonuç olarak genel fikri her ne kadar güçlü bulsam da işleyiş ve sonuçtan tatmin olmadım. kitabın girişini çok sevdim; ilk cümlesi bile başlı başına bir vaat gibiydi: 'gökten kül yağıyordu.' bu cümlenin kitabın geneline yayılmış güçlü bir metafor olduğunu sanmıştım ama ne yazık ki sadece o anki hava durumunu betimliyormuş :d kitabın genel temposunu da sevdim. evet, yer yer düştüğü oluyordu ama ben bir dengesizlik fark etmedim. her bölümde aksiyon düzeyinin yüksek olmasını ya da durağan başlayıp son sayfalarda yükselmesini istemez ve bekleyemezdim. dolayısıyla okurken sıkılmadım hiç. karakterlerin kişisel tahlilleri, iç monologlar ve duygusal betimlemeleri oldukça güzel yazılmıştı bence. aksiyon sahnelerinin de aynı şekilde güzel yazıldığını düşünüyorum. gerilim ve heyecan duyguları hep yüksek tutuluyordu. yazım tarzı beni ilk girişte çok şaşırttı doğrusu. sanırım kitabın kendisine olduğu gibi yazarın bu kitaptaki anlatım tarzına karşı da beklentilerimi çok yüksek tutmuşum. daha edebi bir yazım bekliyordum ki okuduğum haliyle de tamamen edebilikten uzak olduğunu söyleyemem ama bana çoğunlukla olgunlaşmış genç yetişkin yazımı gibi geldi. ama bu kötü olduğu anlamına gelmiyor tabii, yazım tarzını gerçekten çok beğendim ve betimlemelerin de yeterli ve iyi yazılmış olduğunu düşünüyorum çoğu okurun aksine. kitabın karakter kadrosunu ve özellikle karakter etkileşimlerini çok sevdim. o dostluk, aile, ekip ruhu o kadar güzel aktarılmıştı ki ilk sayfadan son sayfaya kadar ekibin bir parçası gibiydim ve bu durum haliyle karaterlerle empati kurup tercihlerini daha geniş bir perspektifle yorumlamamı sağladı. ahlaki açıdan kusurlu karakterleri okumayı daha çok seviyorum. bakış açıları zaman zaman bağnaz olsa da kendi inandıkları doğruları aktarma şekilleri, ve doğru yazarın elinde olup olmamalarının da etkisiyle okuru ikna etmekten çok anlamasını ve sorgulamasını sağlamaları kitabı sıradan bir macera süreci olmaktan çıkarıp daha gerçekçi yorumlamamı sağlıyor. dünya kurulumunu ve sihir sistemini gerçekten söylendiği kadar iyiydi ama... üzgünüm bana pek hitap etmedi. bu gerçekten kitabın değil tamamen benim sorunum. ben hard magic sevmiyorum... benim zevkime göre fazla matematiksel ve teorikti. ben daha belirsiz ve esnek sistemleri seviyorum ki bu sistemde de en çok ilgimi çeken metaller körükleme ve teskinleme işlerini yapan metalllerdi -çinko ve pirinç. kitapta sevmediğim başlıca durumlardan ilki romantizmdi. sürecin çok hızlı işlediğini ve vin'in karakter gelişimiyle örtüşmediğini düşünüyorum. vin'in karakter gelişimini bir noktaya kadar çok beğendim aslında; hayatını hırsızlık yaparak ve saklanarak geçirmiş 16 yaşında ergen bir kız, ilk kez istenerek dahil edildiği bir toplulukta dünyaya gözlerini resmen yeni açmış, yaşadığı kabullenme süreci, bir anda sosyeteye dahil olup eski hayatı ve şu anki hali arasında fark ettiği ve yüzleştiği tezatlıklar, lükse alışması, kopmak istemeyişi... bütün bunlar bana çok insani geldi. ama daha sonra karakterin romantik ilgilisi elend dahil oldu sahneye ve... her şey insani olmaktan uzak bir şekilde hızlı ilerledi. kitabın en başından beri bize vin'in ihanete uğrama düşüncesiyle büyüdüğü bildiriliyor ve biz bunun etkisini vin'in yeni grubuna olan aidiyetini kabullenme sürecinde de bol bol okuyorken elend ile girdiği birkaç küçük etkileşimden sonra ona karşı bildiği bütün doğrulardan vazgeçecek ve yeni edinmeye başladığı dostlarını -hatta kendi hayatını bile tehlikeye atacak kadar güveniyor ve aşık oluyor. tamam, fantastik bir evrende bile olsa bu yaşlarda bir kişinin güvenli bir bağ kurmaya isteği -ihtiyacı vardır ama bu kitapta bu durumun işleniş şekli kitabın başında esas alınan vin anlatısıyla çelişiyordu bence. ben daha fazla iç çatışma ve daha fazla geri çekilme okumak isterdim. daha fazla 'ihanet korkusu' çünkü romantik ilişki burada politik sonuç doğuruyor ve eğer politik sonuç doğuruyorsa duygusal sürecin daha ağır olması gerekir. sevmediğim bir diğer kısım ise kayıpların çok erken gelmesi. aslında yüzde 85-90 civarında yaşandığını göz önüne alırsak pek erken gelmiş sayılmaz ve sembolik olarak hala çok güçlü olsa da dramatik potansiyeli çok daha büyüktü bence. (bundan sonraki kısımları spoiler içerecek şekilde yazacağım, dilerseniz geçebilirsiniz.) burada biraz daha kişisel konuşacağım ama ben final çatışmasını sadece vin ve lord hükümdar arasında değil, odak çoğunlukta kelsier ve lord hükümdar üzerinde olmak üzere vin, lord hükümdar ve kelsier arasında görmek isterdim. ayrıca *popüler olmayan bir görüş* bu kitabın nispeten de olsa mutlu sonla bitmemesi gerekiyordu. ben skaa devrimi romantizmini değil, devrim sonrası gerçekliği okumak isterdim. umut vermek yerine sistemin ne kadar derin olduğunu görseydik daha çarpıcı olurdu -bence. lord hükümdar demişken... gelelim en büyük hayal kırıklığıma. öncelikle şunu söylemek isterim ki lord hükümdar ile ilgili twist şaşırtıcıydı ve iyi de bağlandığını düşünüyorum. yazacaklarım yine benim estetik tercihimi gösterecek evet, ama ben 'yanlış adamın eline düşmüş güç' twistinden çok neredeyse mitik, fiziksel olarak görünmese bile sistemle özdeşleşmiş bir korku, kötülük okumak isterdim. tam olarak sauron olmasa bile big brother gibi. yozlaşmayı, kahramanın bizzat çrümesini ve iktidarın onu nasıl dönüştürdüğünü okuyacağımızı düşünüyordum kitap bana sürecin varlığından bahsetmek yerine sonucu gösterdi. ve ben... doyamadımಥ◡ಥ son olarak bir de elend karakterinden bahsetmek istiyorum. bu kitapta okuduklarıma dayanarak onun ilerleyen kitaplarda kilit bir rol oynayacağını düşünüyorum ki öyle olmasa bile bu kitapta vin'in, dolayısıyla vin'in bağlantılı olduğu karakterlerin tercihleri üzerinde oldukça etkili oldu ve ben böyle bir etkiye sahip bir karakter olmasının aksine bakış açısının kitaba uygun zamanlamada dahil olmadığını düşünüyorum. bence onu daha erken, hatta vin ile karşılaşmalarının öncesinde okumalıydık. böylece hem en baştan beri sadece skaa'lar tarafında değil, asiller tarafında evrenin işleyişini okur, daha iyi benimserdik hem de belki vin ile aralarında ani gelişen romantizm daha az göze batardı. ve bir de söylemeden geçemeyeceğim, 668 sayfalık kitapta nasıl olur da tek bir ihanet bile olmaz dcndjdjjd üstelik bu konunun bu kadar üzerinde duruluyorken?? son sayfaya kadar diken üstündeydim resmen ama boş yere o kadar gerildim. kimse kimseye ihanet etmedi, üzücü :')) neyse efendim, sonuç olarak, 668 sayfa boyunca 'kim kime ihanet edecek' diye bekleyip herkesin birbirine sıkı sıkıya sarılmasıyla biten bu karanlık masal beni tam kalbimden vuramasa da meraklandırmayı başardı. ikinci kitapta lord hükümdar'ın gölgesinden daha fazlasını, romantizmin pembeliğinden daha azını ve lütfen, artık gerçekten can yakacak bir ihaneti görmeyi umuyorum ●3●
Sissoylu - Son İmparatorlukBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 20141,878 okunma
·
360 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
teşekkür ederim ☺️
Güzel bir inceleme olmuş ancak bazı eksiklikler var. Ve ben bunu ilk üçlemeyi artı fıtınaışığının ilk üç kitabını ve savaşkıran ile birlikte birkaç yan hikayeyi bitirdikten sonra söyleyebiliyorum. Çünkü Brandon Sanderson öyle bir evren tasarlamış ki, bambaşka serileri ve yan hikayeler okudukça diğerleri anlamlarını pekiştiriyor. Sissoylu özelinde, hikaye öyle kritik noktalarda ters köşeler yapıyor ki tüm beklentileri boşa çıkarabiliyor. Bunu da klasik ihanet hikayeleri üzerinden yapmıyor. Seride hangi noktadasınız bilmiyorum ancak yazar hiçbir şeyi boşuna kitabına eklememiş, buna güvenebilirsiniz. Ancak karakter ve ilişkilerin gelişiminde Brandon Sanderson hızlı sıçramalar yapabiliyor, bu noktada sizin eleştirinize katılıyorum.
cosmere dahilinde bu okuduğum üçüncü kitap ( Elantris ve The Emperor's Soul ile birlikte) bu yorumu sadece sissoylu-son imparatorluk için yaptım. ilerleyen kitapları da okuyacağım tabii ve fikirlerim ne yönde değişecek göreceğiz. teşekkür ederim yorumunuz için.