Annemin Uyurgezer GeceleriSpoiler içerir.
Bazı kitaplar okuduktan sonra akılda çok kalıcı bir iz bırakmıyor ama okurkenki o his, o sürükleyicilik, o merak, o canlılık gerçekten alıp götürüyor. Bu da o kitaplardan biriydi. Çok kızıyorsun, söyleniyorsun. Hadi hayır, bu kadar da olamaz artık. Yapma, lütfen geri gel, gibi telkinlerde bulunarak kitabı okuyorsun. Bu anlamda yaşayan ve aslında bu insanlar hayatta aramızdalar, dedirten; acısı, çaresizliği, mutluluğu, keşkeleri gerçek bir kitap.
Annesinin uyurgezer gecelerini anlatırken aslında kendi hayatında henüz uyanmadığı durumlara daha sonrasında açık yürekle, cesaretle ve gerçekçilikle bakıp yorumlayan bir kadının hikayesini dinliyoruz.
Olmaması gereken bir yerde, olmaması gereken bir kişiyle 30 yıl boyunca süren bir ilişkinin inişleri çıkışları anlatılıyor ve orada neden kaldığının sorusuna cevap arıyoruz.
Ailedeki kadınların her kuşağının, bir sonraki kuşağa göre daha acılı olan ve saklanan geçmişi çarpıcı bir dilde ifade ediliyor.
Kitabın kapanış cümlesi benim için vurucuydu. Aslında hiç hayatının merkezinde gibi görünmeyen ama bir o kadar da merkezinde olan Eyşan’dan ufak bir haber alarak metnin sonlanması beni çok tatmin etti. Hikaye çözümlenmedi ancak duygusu yerini buldu.
Ve kitap soluksuzca akıp gidiyor…