Gönderi

Kitap Tamircisi kitabını kopyalamış
1/10
·112 syf.··
2026 1. kitabı
2 hafta önce şans eseri elime geçince okudum ki ne göreyim ömür Kurt'un Kitap Tamircisi kitabından birçok iz var kitapta. Hatta bazı cümlelerin aynı olduğunu anladım. ama buradaki hikâye kitap tamiri ve doğa anlatımı değil. sanırım yazan kişi, Kitap Tamircisi'ni çok beğenmiş ki ben de çok beğenmiştim, aralara o kitaptan bazı yerler serpiştirmiş. 76ncı sayfadaki “Serçe ürkekliğinde kitabı raftan çekti. Onu masaya koydu. Uzun süredir açılmamış olacak ki, büyük bir toz bulutu kalktı kitaptan. Yoğun bir şekilde küf kokuyordu” cümleyi okuyunca aaa Kitap Tamircisi dedim. çünkü Kitap tamircisi'nde çok beğenip altını çizdiğim yerlerden biriyi şu: “Ellerini bir serçe ürkekliğinde ona doğru uzattı. Yıllarca açılmamış bu kapak kaskatı kesilmişti. Her yanı toz toprak içindeydi. Belki bir sandığın dibinden çıkmıştı belki tavan arasından, belkide eski bir gömüden. Kitap küf kokuyordu. Muhsin dede derince bir nefes aldı ciğerlerine doldurduğu havayı bir üfürükle kitabın üzerine saçtı. Küçük bir toz bulutu havalandı, sonra hafifçe dağılıp gözden kayboldu” cümlesiyle aynı değil mi? Kitap Tamircisi kitabında Süleymaniye kitap hastanesinden emekli Muhsin dede'yi anlatıyor. Heralde tesadüf ki Kırık kalpli kitaplar kütüphanesinde de "bazen yanlışlıkla zarar görürse bir kitap Kitap Hastanesi’ne götürülürdü. Kitap hastanesi mi? dedi Selin şaşırarak. Evet hasar gören kitapların iyileştirildiği yermiş..” dedi ninova!" Bu kadarı da tesadüf olamaz herhalde. Çocuk edebiyatında bile böyle hırsızlık olaylarının olması çok üzücü. bir de Altın Kitaplar gibi köklü bir yayınevinden çıkmış. Olmamış.
Kırık Kalpli Kitaplar KütüphanesiSultan Serdar Doksöz · Altın Kitaplar · 202510 okunma
·
40 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitap incelemeniz ilgimi çekti. Çünkü “Kitap Tamircisi” benim de severek okuduğum, kıymetli bulduğum bir kitap. Ancak sözünü ettiğiniz Kırık Kalpli Kitaplar Kütüphanesi elimde yoktu. İsmi de ilgimi çekince alıp büyük bir merakla okudum. Açıkçası okurken düşündüğüm şey şu oldu: “İki kitap arasında nasıl böyle bir benzerlik kurduğunuz?” Çünkü dünyaları, atmosferleri, mesajları ve anlattıkları şeyler bana oldukça farklı geldi. “Serçe ürkekliği” ifadesi örneğin, edebiyatımızda özellikle şiirlerde ve anlatılarda sık kullanılan bir metafor. Bir yazarda geçmesi, tek başına başka bir eserin izini taşıdığı anlamına gelmez. Bu metaforu zaten herkes kullanıyor. Ayrıca “Kitap Hastanesi” de hayal ürünü bir kavram değil; geçmişte ve bugün örnekleri olan, kitap onarımıyla ilişkilendirilen gerçek bir yaklaşım ve isimlendirme. Var olan bir kurum ya da kavramın bir romanda geçmesi oldukça doğal. Bir başka açıdan bakınca, “Kitap Tamircisi”nin işlediği bazı temaların ve kitapla kurulan duygusal bağın dünya edebiyatında da farklı örneklerini görüyoruz. O hâlde aynı mantıkla, sevdiğimiz değerli bir yazara da “Falanca eserden etkilenmiş, dünya edebiyatından almış,” gibi kolay hükümler mi kuracağız? Edebiyat biraz da ortak imgelerin, ortak duyguların ve insanlık hafızasının içinden beslenmez mi? Ben bir okur olarak şunu hissettim: Çocuk edebiyatının birbirini tekrar eden işlerle dolduğu bir dönemde, Kırık Kalpli Kitaplar Kütüphanesi farklı bir dünya kurmayı başarmış. Kitabı sadece okumadım; sanki yaşadım. Kendimi Çizgi Ötesi Dünya’da hissettim. Yazarı da takibe aldım. Bu yüzden kitabı bir iki kelime ve ifade üzerinden değerlendirmek yerine, kurduğu bütün evrene bakmanın daha adil olduğunu düşünüyorum. Elbette herkesin yorumu kendine aittir. Ama “hırsızlık” gibi ağır bir kelime kullanırken daha dikkatli olmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü çocuk edebiyatında emek veren bir yazarı bu kadar kolay itham etmek, okurları da yanlış yönlendirebilir. Altın Kitaplar çocukluğumun Yayınevi, bir kez daha tebrik ettim. 10 üzerinden 10 , Kırık Kalpli Kitaplar Kütüphanesi, okuyalım ve okutalım