Puan vermedi·196 syf.····Okunma: 06 Mart 2026 11:00 Emanet Edilen Hayatlar: SAHİPSİZ
Bugün sizi kapalı kapıların ardındaki sessiz çığlıkları duymaya, vicdanınızla derin bir muhasebe yapmaya davet ediyorum. Emine Demir’in kaleme aldığı Sahipsiz, okurken kalbinizi sızlatacak ama bir o kadar da "adalet" kavramını sorgulatacak sarsıcı bir roman.
Geçmişin Gölgesinde Bir Savaşçı: Psikolog Derya
Hikayenin kalbinde, bir yetiştirme yurdunda psikolog olarak görev yapan Derya var. Derya’nın hikayesi aslında tanıdık; o da 26 yıl önce ailesini trajik bir şekilde kaybetmiş ve aynı koridorlarda büyümüş bir "yuva çocuğu". Bugün ise kendi yaralarını sarmaya çalışırken, koruması altına giren çocukların yarım kalmış hayatları için mücadele ediyor.
Bir Telefonla Değişen Hayatlar
Huzurlu bir sabah, acı bir telefonla bölünür: Henüz baharında olan Zehra intihar etmiştir. Derya için bu sadece bir veda değil, bir uyanıştır. Zehra’nın arkasında bıraktığı cevapsız soruların peşine düşen Derya;
Kendi mesleğini kaybetme pahasına gerçeklerin üzerine gider.
Yurtta yaşanan istismarı ve sessiz bırakılan çocukları (Betül gibi) korumak için bir savaşa girer.
Bu savaşta sadece dışarıdaki düşmanlarla değil, kendi geçmişinin hayaletleriyle de yüzleşir.
Neden Okumalısınız?
Yazarın dili son derece akıcı ve betimlemeleri o kadar yerinde ki; kendinizi o yurdun gri koridorlarında, Derya’nın yanında yürürken buluyorsunuz. Kitap, "Çoğu zaman yangına yetişemeyiz, yalnızca küllerin etrafında dolaşabiliriz" diyerek, toplumun görmezden geldiği yaralara parmak basıyor.
"Belki de bu dünya başka bir gezegenin cehennemidir." — Aldous Huxley
Sahipsiz; terk edilmişlik duygusunu, bir insanın hayata tutunma çabasını ve her şeye rağmen sönmeyen umudu anlatan, bittikten sonra da zihninizde yankılanacak bir eser.
Sizce, sahipsiz kalmak sadece bir ailenin olmaması mıdır, yoksa toplumun sessiz kalması mı?