Güç, suskunluk ve korku yan yana geldiğinde insanın nasıl değiştiğini; adaletin neden bazen yalnızca cesaretle mümkün olduğunu sorar.
Merhaba Arkadaşlar
Bugün sizlere okudukça insanın içini burkan, kalbine dokunan ve 'Emanet edilen çocuklar kapalı kapılar ardında bu kadar acıya, ihmale ve istismara nasıl terk edilebilir?' diye sorgulatan çok etkileyici bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu kitap, insanı kendi vicdanıyla baş başa bırakıp derin bir iç hesaplaşmaya sürüklüyor.
Şimdi gelin, detaylara birlikte bakalım.
Derya, bir yetiştirme yurdunda psikolog olarak çocukların yaralarına dokunmaya çalışan güçlü bir kadındır. Ancak kendi geçmişi de en az onlarınki kadar ağırdır. Henüz 12 yaşındayken annesini kaybetmesi ve ardından anneannesini yitirmesi, onun hayatında silinmez izler bırakır ve yolu bir yetiştirme yurduna düşer. Aradan geçen 26 yılın ardından Neşe, Tarık ve Ali, hayatına umut, güven ve dayanma gücü katan en önemli insanlar olur.
Bu kitabı okumak, yalnızca bir hikayenin peşinden gitmek değil; çoğu zaman göz ardı edilen, sesi duyulmayan çocukların sessiz haykırışlarına kulak vermek gibi.
Anlatımının yalınlığı ve kurgusunun sürükleyiciliği sayesinde sayfalar su gibi akıp gidiyor. Farkında olmadan kendinizi hikayenin içinde buluyorsunuz. Çocuk hakları, ihmal ve yalnızlık gibi ağır konular, güçlü bir kadın karakterin duruşuyla birleşince hem yüreğinizi sızlatıyor hem de içinizde derin bir farkındalık bırakıyor. Ben okurken yer yer durup düşündüm, yer yer de duygularımı toparlamakta zorlandım. Eğer sizi sarsacak ama aynı zamanda düşündürecek bir kitap arıyorsanız, kesinlikle listenize eklemelisiniz.
Sevgili yazarımız Emine Demir'in kalemine ve yüreğine sağlık. Bu kadar derin ve etkileyici bir hikayeyi bizlerle buluşturduğu için teşekkür ederim. Kaleminizin gücü