Puan vermedi·416 syf.··
2026 17. kitabı
#MaksimGorki #Ana #KorKitapları "Yaşam anlamsızdır," diyordu... Düşünceler insanın kafasında çobansız koyunlar gibi, birbirinden kopuk, sahipsizce dolaşır durur. Onları toparlayacak bir irade, bir anlam yoktur. İşte anlamsız yaşam dedikleri budur! Ve insanın aklı bir kez gerçeklere erdi mi, o uyanış nasıl da büyük bir acıya dönüşür! * * * * * * * * * Merhaba sevgili okur arkadaşlarım 🪽 Bugün yanımda sıradan insanların sessiz cesaretiyle devleştiği, Çarlık Rusyası’nın çalkantıları arasında bir kadının , Anka kuşu misali küllerinden doğuşunu ve bir ruhun prangalarından kurtuluş öyküsünü anlatan Maksim Gorki’den ANA eseri ile geldim.. Kitabın kalbinde şu sarsıcı soru yatıyor en başta Her gün şiddet gören, sindirilen , korkak bir kadın; nasıl olur da bir kavganın en korkusuz neferine, bir bayrağa, bir sese dönüşür Gorki bizi daha ilk paragrafta o karanlık, puslu atmosfere hapsediyor "Asık suratlı, kasları hâlâ yorgun insanlar; ürkütülmüş hamam böcekleri gibi dışarı fırlarlardı kül rengi evlerinden..." “Sabahın ilk ışıklarında fabrika düdüğüyle uyanan, yoksulluğun ve sömürünün grileştirdiği o mahalle..” Gorki, işçileri hamam böceklerine benzetirken sadece bir fiziksel betimleme yapmıyor; aynı zamanda ezilmişliğin, görünmezliğin ve sistemin fotoğrafını da çekiyor Sizde de öyle midir bilmiyorum fakat girişi güçlü kitapları ben çok seviyorum * * * * * * * * * Bu kitap öyle sizin bildiğiniz gibi neşeli, enerjisi yüksek bir anlatı değil.. Adından da anlaşılacağı üzere.. Acının, yoksulluğun, ezenin ve ezilenin rafine edilmiş kavgasıdır Gorki tamda bu noktada , okuyucunun yakasına yapışıp sarsıyor ve bizleri o kaçınılmaz tercihle baş başa bırakıyor: Kimin yanındasın Zalimin mi, mazlumun mu Sömürenin mi, alın terini kutsayanın mı Hikayenin merkezinde Pavel ve annesi Nilovna (Ana) var. Pavel, babasının (yani eski, despotik, şiddet yanlısı Rusya’nın) yolundan gitmeyi reddedip kitaplara sarıldığında, aslında sadece kendi kaderini değil, annesinin dünyasını da değiştiriyor an be an... Baba karakteri kitapta sadece bir "koca" değil; Çarlık Rusyası’nın o kaba, vurup kıran, cahil bırakan diktatörlüğünün ete kemiğe bürünmüş halidir. Oğlu ve arkadaşları ise aydınlık bir geleceğin, uyanışın sembolüdür.. Ana’nın dönüşümü ise dünya edebiyatının en muazzam yolculuklarından biridir, bizleri karşılayan Bu yolculuğu ise kısaca dört adımda özetleyebiliriz: Korku: Önce sadece korku dolu gözlerle izler. Şefkat: Oğlu ve arkadaşlarını evlatları gibi sevmeye başlar. Kavrayış: Onların adalet mücadelesindeki haklılığı anlar. Eylem: Pasif bir kurban olmaktan çıkıp, davanın tam merkezindeki liderlerden biri olur. Şunu söylemeden geçemeyeceğim siz arkadaşlarıma; Evet ,metin çok güçlü fakat esere gücünü veren sadece hikâye değil, aynı zamanda altı çizilesi alıntılar ve kesitlerdir, kitabın röntgenini çeken “İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne asıl cinayet İşte bu hem de utanılacak cinayet bir takım silahlar çıkartıyorlar insanları öldürüyorlar ve bunu yapanlara devlet diyorlar” diyor Pavel ve ekliyor : "Hangi suçu kabul edecek mişim.. insanları birbirini soymaya, birbirini öldürmeye zorlayan bir düzene baş kaldırıyorum ve bu bir suç değilldir" diyor.. Tam bu nokta da ise hikayede artık geri dönüşü olmayan bir ana geliniyor.. Tarih 1 Mayıs'tır.. Beklenen o gün gelip çalmıştır Ananın oğlu tutuklanır ve hapse atılır.. Oğlunun tutuklanmasıyla hikâye bitmiyor elbette, aksine asıl şimdi başlıyor .. Nilovna, oğlunun susturulmak istenen sesini devralır. O unutulmaz finalde haykırdığı gibi: "Bir ruhu öldüremezsiniz" Şimdi sizlere sormak istiyorum: Bir fikir, bir ruh, şiddetle gerçekten yok edilebilir mi Sönük finali ile belki Gorki bize "tamamlanmış bir zafer" değilde "bitmeyen bir mücadele" mirası bıraktı. Kim bilir.. Nilovna’nın sadece oğlunu korumak için çıktığı o yol ise sonunda tüm insanlığı kucaklayan devasa bir "anneliğe" evrildi
Edebiyat & Roman
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,4bin okunma
·
106 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.