İsrail ve Amerika'nın yani bir savaş suçlusu, çocuk katili bir adamla pedofili bir adamın keyfi sebeplerle İran'a açtıkları savaştan önce okumaya başlamıştım Taşıdıkları Şeyler'i. Kitabı bitirdim ve savaş hâlâ devam ediyor. Emperyalist devletlerin sudan bahanelerle kendilerine muhalif gördükleri devletlere açtıkları savaş Vietnam savaşına çok benzer. İran kendi içinde baskıcı bir rejim olabilir ama rejim o ülke insanlarının sorunu. Hiçbir ülkeye dışarıdan rejim değişikliği bahanesiyle yaptıkları müdahaleler kabul edilemez.
Tim O'Brien Vietnam'da savaşmış bir
adam. Taşıdıkları Şeyler'i ise savaş anılarını öyküleştirerek yazmış. Kurmaca öğelerle yaşanmış olayları harmanlayarak oluşturmuş kitabını.
Kitabın kanımca en önemli özelliği savaşın absürtlüğünü, aralarında düşmanlık bulunmayan bulunmayan insanların birbirlerini öldürenlerinin anlamsızlığını çok iyi anlatmış olması.
Askerlerin yanlarında uğur getirmesi için taşıdıkları şeylere atfen kitabın adı Taşıdıkları Şeyler olmuş. Her askerin taşıdığı ve uğur getirdiğine inandıkları nesneler var yanlarından hiç ayırmadıkları bu çok insani bir şey.
Diğer taraftan askerlerin taşıdıkları soyut şeyler de var. Korku, öfke, özlem, hayatta kalma arzusu ve psikolojilerini koruyarak var olma savaşı. Bu mevzu da çok açık biçimde işlenmiş.
Savaşta bile olsa her insanın karakterine göre bir savaş anlayışı var. Savaş ortamına adepte olan askerler de bir biçimde bu süreci karakterlerine uygun biçimde sürdürüyorlar. Bu konu da çok iyi işlenmiş.
O'Brien gerçek savaş hikâyelerinin hiçbir zaman ahlâkî olmayacağından hareketle, yaşanan olayların doğru olmasa bile, savaşın acımasız hissini okuyucuya geçirebiliyorsa asıl mühim olanın bu olduğunu imliyor.
O'Brien savaşın travmasıyla başa çıkmanın bir yolunun yazmak olduğunu keşfetmiş ve ortaya savaş karşıtı, ahlâkî bir kitap çıkarmış.
Savaşın ahlâk dışı ve gayriinsani bir şey olduğunu, Vietnam savaşına katılmış bir askerin gözünden anlatan Tim O'Brien'ın Taşıdıkları Şeyler kitabını tavsiye ederim.