Kurgu bir roman olarak dikkat çeken ve Maggie O'Farrell'ın kaleme aldığı "Hamnet", hem edebiyat dünyasında hem de beyazperdede büyük ses getirdi. Özellikle sinematik evrende büyük yankı uyandırdı, filmin sonunda salonlar ağlayan izleyicilerle doluydu. Sosyal medyada bu videoları görünce tabii ki merakım kabardı ve okumayı listemde öne aldım. Eklenebilecek çok şey var; lakin hikayenin gerçek boyutunu bilmeden, kurgu eseri değerlendiremeyiz. William Shakespeare ve eşi Anne (yabancı kaynaklarda adı böyle geçiyor, romanda bizim için Agnes), 1580'li yılların başından itibaren üç çocuk dünyaya getirir. Büyük kız Susanna adını alırken, ikizlere Judith ve Hamnet adı verilir. Ancak Hamnet, 1596 yılında yabancı kaynaklarda nedeni bilinmeyen bir şekilde hayatını kaybeder. William Shakespeare de kaybettiği oğlunun ardından "Hamlet" adlı tiyatro oyununu yazar. On yedinci yüzyıl başlarında Hamnet ile Hamlet, aynı ad olarak görülmektedir.
Böyle bir gerçeğin ardından yazarımız Maggie O'Farrell devreye girer. Kurgu romanını Hamnet'in ölümü ve arkasında bıraktığı yas iklimi üzerine kurar. Sanki sadece bir romanlık usta tiyatrocudan Shakespeare soyadını çalar ve onun gibi oyunlar kurmaya, yer yer duygu coşkunluğu tohumları ekmeye çalışır Maggie O'Farrell... Yazar, asıl ters köşesini kahramanlar ve olay örgüsünde yapar. William Shakespeare adıyla heyecanlanabilirsiniz; ancak roman onun bakışından anlatılmamakta ve roman boyunca bir kez bile adı geçmemektedir. O, bu romanda sadece "Agnes'in kocası"dır. Evet O'Farrell, farklı bir yaklaşıma giderek romanını Agnes üzerinden kurguluyor. Yazarımız romanı ikili anlatıma ayırıyor. Bir bölüm Agnes'in hikayesi ve Shakespeare ile tanışması; bir bölümse Hamnet'in hikayesi ve onu ölüme götüren süreci okuyoruz. Yani şimdiki zaman ve 15 yıl öncesi olmak üzere iki zamanlı anlatım var.
O'Farrell yalın bir anlatım tercih etmesine rağmen; üslubu döneme göre kaotik ve kapalı kalıyor. Bunun yanında, sürükleyicilikten yoksun ve ilk 180 sayfası çok zor akan bir kitapla karşılaştım. Zaman atlamaları da sık ve okuru hazırlamadan yapılmış. Kurguda karışıklık yaratıyor. Yani teknik özellikler ve yazarın durağan konumlanışı, etkileyici bir konunun uçmasını engellemiş. Tüm bu nedenlerden, benim için ortalama bir okuma oldu. Romanın 2020 yılında, Woman's Prize For Fiction Ödülü'nü kazandığını da hatırlatayım. Özetle bu kitapla ilgili insanlar, kitap ve film olarak ikiye bölünmeye başlamışlardı. Yabancı forumlarda, bu konuda onlarca tartışma başlıkları bile var. Bu konuda ben, çok çok çok uzun bir süredir ilk defa bir eserin film tarafında yer aldım. Filmin sinematografik evreni, mekanlar ve kostümler, hele oyunculuklar mükemmeldi. Ben de filmin sonunda ağlayanlardan oldum. Kitaptakinin aksine o yas evreni ve duyguların dışavurumuyla sahnelerin aktarılışı muazzamdı.