1902 yılından Birinci Dünya Savaşı' nın patlak vermesine kadar geçen dönemi bir kadının gözünden anlatır.
Clarissa Avusturyalı bir subay kızıdır. Çocuk yaşlarını evden uzakta manastır okulunda geçirmiştir. Babasının istifa etmesiyle eve döner ve çalışma hayatına başlar. Viyanalı sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışır ve bir gün bir kongre için tek başına seyahat eder. Kongrede tanıştığı Fransız Léonard ile kısa zamanda birbirlerine aşık olurlar. Bu süre içinde savaş başlamış olur ve ülkelerine dönmek için ayrılmak mecburiyetinde kalırlar. Clarissa' nın hastanede çalışmaya başlaması ve devamında olan olaylarla kitap devam eder.
Zweig son zamanlarında bu romanı yazmaya başlar ve ömrü tamamlamaya yetmez. Roman, yayınlayan kişi tarafından tamamlanır. Bu yönüyle diğer Zweig eserlerinden ayrılır.
Zweig romanlarında genellikle iç çatışmaları ve duygusal çözümlemeleri kaleme alır. Bu romanda da fazlasıyla Clarissa karakterimizin kimlik arayışına tanık oluyoruz. Suçluluk ve aşk arasındaki gelgitlerini okuyoruz. Babası tarafından askeri disiplinle yetiştirilmiş olması nedeniyle de sevgiye aç büyümüş bir karakter aslında. Bunda babasının çocuklarına nasıl yaklaşacağını, konuşacağını bilememesinin de etkisi var.
Yazıldığı dönem itibariyle de savaşın Avrupa üzerindeki etkisini ve satırlar arasında gizlenmiş olan Zweig'in savaş hakkındaki dusuncelerini de hissedebiliriz.
Benim için aslında keyifli bir okumaydı. Yazardan okuduğum diğer kitapları da göz önünde bulundurursam daha çok sevdiğim kitapları olmuştu. Belki de sonu yazar tarafından yazılmadığı için eksik gelmiştir bana bilemiyorum.
ClarissaStefan Zweig