Eğitim denince aklımıza gelen ilk görüntü nedir? Genelde kürsüde her şeyi bilen bir hoca ve karşısında ağzı açık, dolmayı bekleyen boş kaseler gibi oturan öğrenciler... Fransız filozof Jacques Ranciere , Cahil Hoca kitabıyla bu tabloyu destekleyici ifadelerle tersine çeviriyor.
Kitap, 19. yüzyılda yaşamış Joseph Jacotot isimli bir öğretmenin gerçek ve bir o kadar inanılmaz deneyiyle başlıyor. Jacotot, hiç Fransızca bilmeyen Hollandalı öğrencilere, kendisi de Hollandaca bilmediği halde Fransızca öğretmeyi başarıyor. Peki nasıl? Açıklamayarak.
Kitabın temel derdi birine bir şeyi "açıklamak", tam olarak ona "sen bunu kendi başına anlayamazsın" demektir. Rancière buna "aptallaştırma" diyor. Oysa gerçek eğitim, bir zekanın başka bir zekayı özgürleştirmesidir.
Çoğumuz "eğitimle herkesi eşit seviyeye getireceğiz" deriz. Rancière ise "Eşitliği başlangıç noktası olarak almalısın" der. Herkesin zekası eşittir, fark sadece o zekayı kullanma azmindedir. Kitap, öğretmenlik vasfını "bilgi aktarıcılığı"ndan çıkarıp "irade uyandırıcılığı"na taşıyor. Bu, ebeveynler ve yöneticiler için de muazzam bir perspektif.
"Cahil Hoca", akademik bir metin gibi görünse de aslında bir saygınlık mücadelesi. Eğer "Ben bir şeyi öğrenemem" ya da "Bunu anlatmadan anlayamazlar" diye düşünüyorsanız, bu kitap sizin için bir devrim niteliğinde olacak. Kimsenin senin adına düşünmesine izin verme. Zaten her yetiye ve güce sahipsin.