Fakat şöyle bir düşününce, böyle şişmanlamaya müsait bir bünye ile doğmuş olmam, aksine belki de bir şanstır. Yani benim durumumda, kilomun artmaması için her gün sert sporlar yapmam, yiyeceklerime dikkat etmem, kendimi kontrol altında tutmam gerekiyordu. Zorlu bir yaşam. Fakat böylesi bir çabayı hiç tembellik etmeden sürdürünce ödülünü çok üst dizeyde alabiliyordum, sonuçta bünyem sağlıklı hale geliyor, sağlamlaşıyordu. Yaşlanma da bir ölçüde azalıyordu herhalde. Ancak hiçbir şey yapmasalar da şişmanlamayan insanların, spor ya da yemeklerde kontrol uygulamaları gerekmez. Yine hiç gerekmediği halde böylesine bir eziyete kendiliğinden girmeye kalkan insanlar da pek fazla olmasa gerek. Bu yüzden yaş ilerledikçe vücut gücünün günden güne azalması durumuyla sıkça karşılaşılır. Bilinçli olarak birşeyler yapmadıkça doğal olarak kaslar güçten düşer, kemikler zayıflar. Uzun bir zaman sürecinden bakmadığımız müddetçe, neyin adil olup olmadığını anlayamayız. Bu yazdıklarımı okuyanlar arasında '' Hayır ipin ucunu kaçırınca hemen kilolarım artıveriyor.'' diyerek dertlenen insanlar da olacaktır belki de. Fakat daha önce değindiğim sebepten dolayı, aksine İlahi bir talih bu, diye olumlu yönde düşünmek gerekmez mi? Kırmızı ışığın yandığını görebilmek de bir talih işi sonuçta. Gerçi duruma bu açıdan bakmak her zaman mümkün olmayabilir ama...
Düşünüyorum da, bu bakış açısı roman yazarlığı gibi bir meslekle de uygun düşebilir.
#meki_022kitaplığı @dogan_kitap #harukimurakami #koşmasaydımyazamazdım #kitapkokusu #kitapsevgisi #kitaptavsiyesi #kitaplariyikivar