·470 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Mart 2026 22:25 Birçok kesimden methini duyunca okumaya başladığım kitap: Martin Eden.
Okuma modumun düşük olduğu bir döneme denk gelmesi büyük talihsizlikti. Nitekim 65 günde sadece 160 sayfa okuyabildim. Ama bugün irade koydum ortaya ve kalan 310 sayfayı bir günde okudum, bitirdim. İlk başladığım günlerde bir öğrencim gelip:
"Hocam, annem de okumuş bu kitabı; sonu çok üzücüymüş. " demişti. Ben de ona, " Sorun değil çocuğum, biz kötü sonları sadece kitaplarda okumadık." demiştim.
Martin... Aşkı için hayatını, kendini değiştirmeyi, geliştirmeyi düşleyen ve bunun için çabalayan adam... Bu yolda ona kimsenin inanıp destek vermemesi... Halbuki bir tek Ruth inansa ona fazlasıyla yeterdi. O da bir yere kadar yanında durabildi. Martin'in hayali büyük bir yazar olmak değildi, onun hayali sevdiği kadınla mutlu mesut yaşayıp sevdiği işi yapmaktı. Ama sadece bizim topluma has değilmiş "Ye kürküm ye" anlayışı. Herkesin sırt çevirdiği bir anda yanında duran ev sahibesi kadına üç hayalini de yaşatması kitabı o üzücü sondan bir nebze olsun kurtarıyor, ayrıca Joe'nun ve kız kardeşlerinin de hayatlarını değiştirdiğini görüyoruz. Ruth'un gelip: "Her şeye yeniden başlayalım, aşkımızın hatrı için o ilk ihanete sebep olan her şeye ihanet edeceğim." dediği yerde ben olsaydım nasıl yapardım diye düşündüm. Gururlu bir insan olduğumu düşünmüşümdür hep ama ben bile Martin kadar dik duramazdım sanırım. Gram yumuşamadı, zerre tereddüt etmedi, geri adım atmadı. Yaşar Kemal'in şu sözü geldi burada aklıma: "İnsanlarla oynamamalı.
Bir yerleri var, bir ince yerleri...
İşte oraya değmemeli."