Roman, Emil Sinclair’in çocukluktan gençliğe uzanan içsel yolculuğunu anlatıyor. İyi ile kötünün keskin çizgilerle ayrıldığı güvenli dünyadan çıkıp gri alanlara, sorgulamalara ve kendi benliğini bulma mücadelesine doğru ilerleyen bir yolculuk bu. Özellikle Demian karakteri, Sinclair’in hayatında bir arkadaş olmaktan çok bir uyanış kıvılcımı gibi duruyor. Hesse’nin anlattığı şey yalnızca bir büyüme hikayesi değil toplumun çizdiği sınırlarla insanın içindeki gerçek benlik arasındaki çatışma. Özellikle Abraxas sembolü ve bireyin kendi yolunu bulma fikri, kitabın en güçlü taraflarından biriydi. Ama dürüst olmak gerekirse, bazı bölümlerde anlatımın fazla sembolik ve felsefi olması hikayeden biraz kopmama neden oldu. Karakterlerin duyguları etkileyici olsa da olay örgüsü yer yer geri planda kalıyor. Yine de Demian, insanın kendini sorguladığı dönemlerde okunduğunda daha da anlam kazanan bir roman.