7/10
·700 syf.··
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 20:15
Bir önceki kitaba göre biraz daha uzatayım derken ortaya sıkıcı bir kitap çıkmış bana göre. Aksiyonun olduğu bölümlere kıyasla gereksiz diyaloglar çok fazlaydı. Öyle ki hikaye ilerlemiyordu. Oysa ki daha güzel bir kitapla karşılaşmayı bekliyordum. Bu seride umduğum hiçbir şeyi Gölgeler Kraliçesi hariç bulamadığımı düşünüyorum. Aelin karakter gelişimi konusunda öyle bir seviyeye atladı ki artık hikayedeki tek önemli karakter pozisyonuna düştü. Oysa ki hikayede sayamayacağınız kadar çok kişi varken böyle bir kusursuzluğa başvurulması diğer karakterlere hakarettir bana göre. Çünkü Aelin üflese herkes dağılır gibi bir algı oluştu artık. Hikayenin yarısı diğer karakteri anlatıyor fakat Aelin yüzünden vurguları neredeyse hiç yok. Yazarın bu uzatma hevesini gerçekten anlayamıyorum bazen. Aynı şeyi Gökyüzü ve Nefes Hanesi kitabında da yaşamıştım. Bir hikayesi tuttuğu zaman onu tarih yazar gibi uzatmaya çalışıyor. Betimlemeler aşırı uzun, diyalogların çoğu gereksiz, hele o düşünce betimlemeleri... Okurların isteklerini yapayım derken kendi yolundan tamamen sapıyor. Cam Şato'nun da öylesine bir heves iken okurların ilgisi sayesinde bu kadar uzadığına o kadar eminim ki. Arkadaşlar kim ne derse desin epik fantastiğin olayı heyecanı dorukta tutması yeri geldiğinde ağlatması yeri geldiğinde tüylerinizi ürpertmesi ya da sevinçten çıldırmanızı sağlayan türdeki eserlerdir. E ben Cam Şato'da bunları içeren bir bölüm göremiyorum. Çünkü nerede ne olacağı çok belli. HİKAYE BAŞTAN SONA BELLİ ZATEN! Yanlış anlaşılmasın spoiler yedim evet ama bunlar hikayenin kritik yerleri değildi elbette. Yazar kendince bir bomba patlatmaya çalışıyor fakat hep sönük kalıyor. Şafak Kulesi Şafak Kulesi ise diğerine nazaran çok daha durgun bir kitaptı. Yan karakterlerden biri olan Chaol Westfall ve Nesryn'i konu alan ve yeni müttefik edinme çabası, yeni karakterler, Chaol'un kendini yeniden bulması gibi unsurlar barındıran bir hikayesi vardı. Aksiyondan ziyade bir iyileşme sürecini anlatıyordu. Bir yan karaktere göre yine çok uzun bir kitaptı. Bazı bölümler sırf boş diyaloglar için yazılmıştı resmen. Nitekim Fırtınalar İmp. bile daha güzel bir anlatımı vardı. Chaol'u sevmiyordum fakat bu kitapla bir ateşkesi sağladık diye düşünüyorum. Yine de hala çok bayıldığım bir karakter değil ama bitirdiğimde kendisi adına mutlu olduğum bir karakter oldu. Nesryn ise hala bende bir etki yaratamayan bir karakter. Yazarın ayriyeten slowburn delisi olduğuna da dikkat çekmek istiyorum. Yedi yüz sayfa yavaş yavaş kıvılcımlanan bir aşk hikayesi okudum bilin yani ಥ⁠‿⁠ಥ (AĞIR SPOİLER İÇERİR) Sadece şunu söylemek istiyorum, ilk kitapta ana konu olan gizemli katilin Dorian olmasını o kadar bekledim ki, dümdüz yan karakterlerden biri çıkınca bu mu yani dedim (⁠─⁠.⁠─⁠|⁠|) Hatta bu kadar düz bir hikaye olamaz değil mi epik fantastik sonuçta diye düşünmüştüm. Bu seriye ilk bakış açım bu noktada değişmişti zaten. Ek olarak Maeve'in gelip geçici bir karakter olmayacağı çok açıktı. Her şey olup biterken oturup izleyeceğini ya da hikayeye hiçbir etkisi olmayacağını bir an bile düşünmedim, dahası Maeve ile tanıştığım ilk an onun serideki en büyük düşmanlardan biri olduğunu anlamıştım zaten. Bu konuda da yalnız olmadığımı düşünüyorum umarım öyledir ಥ⁠‿⁠ಥ
1000Kitap
Fırtınalar İmparatorluğuSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20181,811 okunma
·
380 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Maeve dahil olduğu an çok belliydi zaten. Ama o hikayeye dahil olana kadar 7 kitap boyunca bu deccal kralla mı uğraşacağız ne yapmış olabilir bu adam bu kadar demiştim ahdhsbsvv😭 ona da yazık oldu biraz🤏🏻
Şevval Kavanagh
Gönderi Sahibi
Gökçe⋆˚꩜。 aynen aklımdaki Aelin asla bu değil benim de