Puan vermedi·379 syf.··
2026 7. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 23:58
Akademik okumalar ile okumuş olduğumuz Ahmet Hamdi TANPINAR’ın Huzur kitabı; Aşk en güzel anlatım dilidir! Tüm güzel romanlarda hüzünlü bir aşk süsler sayfaları bahsedeceğim kitap da; temeline kültürün derinliklerini, insan psikolojisinin ince yerlerini ve bir şehrin büyüleyici güzelliğini almış olsa da kurgusuna aşkı almıştır fakat kitaba geçmeden önce benim için İstanbul aşığı Tanpınar’dan biraz bahsetmek isterim; şiir söyleşisinde beni şairliğimle hatırlayın demişti fakat sadece şiirle kalmamış denemeler, makaleler, romanlar da yazmıştır. Bu yüzden Tanpınar kendi başına bir kültürdür. Ele aldığı konuları hep kendine has bir teknik ve üslupla dile getirmiştir. Çağının sorunlarına sessiz kalmamış, bu sorunlara çözüm yolları aramıştır. Bunları yaparken elbette başka kişilerden de etkilenmiştir. Nurdan Gürbilek bir yazısında kişilerin sevdiği yazarları edebi ebeveyn olarak görme meselesinden bahsediyordu. Ahmet Hamdi’nin kendine seçtiği edebi ebeveynleri şiirde Yahya Kemal ve Paul Valery, romanda ise Marcel Proust’tur. Şiirde Yahya Kemal ve Valery’nin estetiğini, roman da ise Proust’un üslup ve zaman meselelerini örnek almıştır. Yahya Kemal kültür anlamında da Tanpınar’ı doldurmuştur. Yahya Kemal ile tanışmadan önce eski bütünüyle reddeden bir garpçı olduğunu belirten Tanpınar, bu tanışmadan sonra maziyi farklı bir biçimde ele almıştır. Yine musikiye olan ilgisi de bu yıllarda başlar. Huzur kitabı da Tanpınar’ın gençliğinden gelen özellikleri farkındalıklarını harmanladığı yağıdır. Kitap dört bölümde oluşur yani dört kişi ; İhsan, Nuran, Suat, Mümtaz dört hayat ve dört farkındalıklar… Anlatı hep Mümtaz karakteri üzerinden devam eder. Mümtaz’ın kişiliği “ölüm, aşk ve tabiat” üzerine kuruludur. Bu üçlünün etkisinden Mümtaz’ın daha çok kendi içini yansıtır. Karakterlerin çoğu bilgili batı etkisini bilen ve bir yerde kendi özünden çıkmayan kişilerdir; İhsan, çok kültürlü biridir. Her ne kadar şarkla garbın birleşmesi taraftarı ise de aslında o şarka aşıktır (Tanpınar’ın hikayesi de aşağı yukarı böyledir. Onu Mümtaz’a hocası Yahya Kemal’i de İhsan karakteriyle benzerdir.). Nuran da kültürlü bir aileden gelmiş, ailesi eskiye yakın olsa da kendisi eski ile yeniyi kendi içinde sindirmiştir. Suat karakteri dünya karşısında azap çeken karakterdir ve Tanpınar şöyle der; “Dostoyevski Suat’tan seksen sene evvel bu azabı çekti.” Suat eskiyi büsbütün reddeden bir garplıdır. Kitabın birinci bölümde İhsan hasta yatmaktadır. Kira almak için dışarı çıkan Mümtaz yolda eskiye döner ve babasının ölümünü yaşar devam eden yolda büyük aşkı Nuran’ın arkadaşlarına rastlar ve yine eskiye döner. İkinci bölüm bu eskiyi yani Mümtaz ile Nuran’ın aşkını okuyoruz. Üçüncü bölümde bu aşkın yansımalarına devam edilir. Son bölümde ise Mümtaz günümüze döner ve kitap sonuca bağlanır. Beni etkileyen aslında Nuran’a ayrılan bölümü “Bu, dünyanın en basit, adeta bir cebir muadelesini hatırlatacak kadar basit bir aşk hikâyesidir” diye başlar. Konu aşk olsada Mümtaz ile Nuran aşkının arka planında hissettirildiği için bu aşk hiç basit değildir. Mümtaz kişiliğinden dolayı Nuran’a tam olarak bağlanır Öyle ki “Mümtaz için kadın güzelliğinin iki büyük şartı vardı. Biri İstanbullu olmak, öbürü de Boğaz’da yetişmek. Üçüncü ve belki en büyük şartının tıpkı tıpkısına Nuran’a benzemekti. Aşkları başladığından itibaren Mümtaz için Nuran’ın anlamı “düşünce, sanat, yaşama aşkı, hepsi sende toplandı. Hepsi senin hüviyetinle birleşti. Senin dışında düşünmemek hastalığına müptelâyım” olmuştur. (Tanpınar için aşk hayat mücadelesi denebilir.) Mümtaz hayalindeki kadına kavuşmuştur. Bu kavuşma bize eski İstanbul’u da baştan aşağı gezdirir ve adeta bir kültürü yansıtır. Romanda yer alan aşk bana mutluluğun mümkün olduğunu fakat insanın hayat gayesindeki ihtimallerin bile bir yerde mutluluğu inşa ettiğini anlatıyor. Sayfa 137'de yer alan ''İnsanoğlu tam sevinemez, bu onun için imkânsızdır. Düşünce vardır, küçük hesaplar vardır ve korku vardır. Bilhassa korku vardır. İnsanoğlu korkan mahluktur. Hangi büyük mucize bizi bu korkudan kurtarabilir.'' Sahi korkularımızın bize vurduğu prangalar yüzünden hayatı yaşamaya geç kalmıyor muyuz ? Yazarın dili günümüz okurlarına biraz kasvetli gelebilir fakat okunması gereken Tanpınar klasiklerindendir. Bir başka yorumda görüşmek üzere, kaybolsa da hayat huzurunuzu bulup kaybetmemeniz dileğiyle.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,4bin okunma
·
58 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.