“Bir kadını en iyi başka bir kadın anlardı ancak…”
Beyoğlu’nun tekinsiz arka sokakları. Yılın ilk karı yağarken Tatlabaşı’nın sokağında yerde yatan bir erkek cesedi. Ve katilin izini süren Beyoğlu’nun En Güzel Abisi Başkomser Nevzat…
Yıkılmaya yüz tutmuş evler,kimsesiz evsiz barksız çocuklar,gençler…
Bu sadece bir polisiye roman değil…Aileleri ve eşleri tarafından hiç istemedikleri hâlde,ahlaksız işlerde çalıştırılmaya mecbur bırakılan kadın ve çocukların romanı…
“Galiba ben bu çağa ait değilim!”
Kitapta en çok sevdiğim alıntı açıklıyor aslında durumu…Ama ne önemi var ki,hayat yaşadıklarımızdan çok hayal ettiklerimiz değil mi zaten? Ama keşke gerçeğe toslamasaydık…
Okurken oldukça keyif aldım.
Sanki arka sokaklar dizisini izliyorum gibi hissettim.
Özellikle yazarın kadınlara verdiği değer yargısı çok güzeldi.
İşte bu yüzden kırmıştı direksiyonunu ara sokaklara Başkomser Nevzat. Şehrin göbeğinde ki bu hayalet semti bir kez daha görmek,anlamak, lanetini hissetmek için…
Her ne kadar yazarın siyasi görüşlerini çok baskın bir şekilde yansıtmasını sevmesem de yine de güzel bir yolculuk oldu benim için…
-“Bu dünya kötü bir yer olduğu için;bu dünyaya başka çocuk getirmek istemiyorum…
___’Umutsuz olma,bir gün düzelir’diyecek oldum. ‘Düzelmez’dedi…
-“Sen benden çok gençsin,insanları tanımıyorsun.Asla düzelmez…!”
Kitaplarla ve sevgiyle kalın.
Ahmet Ümit