Amok Koşucusu, kısa ama atmosferi güçlü metinlerinden biri diyebilirim. Okurken en çok dikkatimi çeken şey olaylardan ziyade sahnelerin zihnimde çok canlı canlanması oldu. Zweig’ın mekân ve ruh hâli kurma konusunda oldukça güçlü bir kalemi var; bazı bölümler adeta bir film sahnesi gibi gözümde belirdi.
Buna rağmen kitap beni tamamen içine alamadi. Hikâye kısa olduğu için akıcı ilerliyor ve kolayca bitiyor; fakat karakterlerin duygusal yoğunluğu zaman zaman bana biraz fazla abartılı geldi. Özellikle karakterin yaşadığı suçluluk ve takıntı duygusunun bu kadar büyümesi bana tam olarak ikna edici gelmedi ama kitap amok kosucusu olduğu için aslında yerine de ulaşıyor kabul etmek zorundayim
Kitap boyunca en dikkat çekici olan şeylerden biri de karakterlerin gururu ve toplum karşısındaki konumlarına verdikleri önem. Zweig bu gerilimi oldukça iyi kuruyor ve bazı sahnelerde ciddi bir huzursuzluk hissi oluşturmayı başarıyor. Özellikle kalabalık bir ortamda geçen bir bölüm, hikâyenin en gergin anlarından biri olarak aklımda kaldı.
Final kısmına gelirsek; kitabın adı düşünüldüğünde hikâyenin güçlü ve trajik bir noktaya ulaşması anlaşılabilir. Yine de genel olarak bakınca benim için atmosferi ve sahne gücü yüksek, fakat duygusal yoğunluğu zaman zaman fazla dramatik hissettiren bir metin oldu.