Gönderi

Başarılı ama hayal kırıklığı
Puan vermedi·296 syf.··
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 15:06
Sis ve Gece, polisiye alanında yazılmış alanını hakkıyla yansıtan başarılı bir roman. Akıcı, merak uyandırıcı ve okudukça hayret edilesi bir kitap. Söylediğim bu özellikler zaten Ahmet Ümit'in kaleminde bulunan ve her kitabında okuyucusuyla buluşan güzellikler. "Yiğidi öldür ama hakkını yeme demişler." Biz de yemeyelim dedik. Ancak üç mesele var ki bunları zikretmeden ve eleştirmeden geçemeyeceğim. Kitabı okurken yaptığım alıntılarda da değinmiştim, polisiyeyi bu kadar ustaca yazan, kalemi bu denli etkili olan bir yazarın, ahlaki değerlerden yoksun olması çok üzücü. Bakın her yazar müslüman olmalı, İslami değerler üzerinden hikayelerini yazmalı demiyorum. Ama en azından topluma mâl olmuş ve ün salmış yazarların ahlaki değerlere sahip olması gerektiğini düşünüyorum ve savunuyorum. Çünkü polisiye romanlarının muhatabı, sadece yetişkin insanlar değil. Bu muhatapların arasında doğruyu ve yanlışı henüz ayırt edemeyecek veya fark edemeyecek kadar yaşı küçük olan gençler de var. Gelişim çağında olan bu gençlerin bu denli ahlaksız yazılara ve fikirlere maruz kalması, gelecek neslin zihnini kirletmeye devam ediyor. Gelelim kitapta olmaması gereken üç meseleye; 1) Kitabın 102. Sayfasında şöyle bir cümle geçiyor; "Sanki iki kadınla birlikte yaşamak benim için normal bir şeydi." Bunu söyleyen kişi romanın ana karakteri olan sedat bey. İki kadından biri eşi Melike hanım diğeri ise eşini aldattığı Mine hanım. Zaten olaylar Mine hanımın esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmasıyla ve sedat beyin onu bulmaya çalışmasıyla çığırından çıkıyor ve polisiye macerası başlıyor. Bu arada Mine hanım da sadece sedat beyle yetinmiyor onun da ikinci bir erkeği Fahri bey var. Mine hanım da iki erkeği aynı anda idare etmeye çalışıyor. Şimdi soruyorum size evli olan bir insanın hele ki çocukları olan bir babanın başka bir kadınla yatıyor olmasını normalleştirmeye çalışmak ahlaksızlık değil mi? Hangi anne ve baba içeriği böyle olan bir kitabı çocuğuna alıp okutmak ister veya okumasına müsaade eder.. devam ediyoruz gelelim ikinci meseleye. 2) kitabın 99. Sayfasında şöyle bir cümle geçiyor; ****"On yedi yaşında bir oğlu, on bir ve sekiz yaşlarında iki kızı var; üçü de zekâ özürlü. Akraba evliliği yapmış, karısı amcasının kızı." **** Yazar bu cümleyle beraber İslami açıdan caiz olan akraba evliliğine taş atarak çocukların özürlü olmasının tek sebebi olarak akraba evliliğini öne sürüyor ve bunu sebep olarak gösteriyor. Halbuki akraba evliliği yapıp nice eli ayağı düzgün vatana ve millete hayırlı evlatlar yetiştiren anne babalar olmuştur tarihte ki benim çevremde bile örnek verebileceğim onlarca insan var. 3) Bir diğer mesele de kitabın on üçüncü bölümünde geçiyor; Sedat bey ve ekibi, fuhuşu erkek eşcinselliği ile sınırlanmış, özel müşterilere ise çocuk fahişelerin sunulduğu bir otele baskın yapmaya gidiyorlar. Resepsiyona doğru yürüdükleri sırada meydana gelen olayları direkt olarak yazarımızın kaleminden dinleyelim; "resepsiyonda şişman bir adam oturuyor. Tezgahın arkasında başını eğmiş ya gazete okuyor ya da hesap yapıyor. Adamın tam arkasında büyükçe bir tabloda altın suyuna batırılmış harflerle Arapça olarak "Bismillahirrahmanirrahim" yazısı okunuyor." Şimdi size tekrar soruyorum, neden yazar böyle bir detay verme ihtiyacı duydu? Çünkü din düşmanlığını satırlar arasına sokarak yansıtmak istediği için. Yani her ne kadar otel sahipleri ve çalışanları dışarıdan muhafazakar görünse de bunların ne haltlar yediğini size gösteriyorum dercesine.. Bütün bunları bir arada değerlendirdiğimde kitap alanında başarılı bir roman olmasına rağmen benim için bir hayal kırıklığına dönüşüyor. Çünkü ben hiçbir koşulda bu kitabı ve daha genel olarak bu yazarı ne çocuğuma ne de öğrencilerime asla tavsiye etmeyeceğim ve bununla birlikte okutmamak için elimden geleni yapacağım. Bilinçli okumalar yapmak ümidiyle selam ve dua ile...
Duygu ve Düşünce
Sis ve GeceAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202324bin okunma
··
677 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Romanlar sadece insana doğruyu, olması gereken “ahlaklı” yaşamı göstermek için yazılmaz. İnsanların çelişkilerini, zayıflıklarını, hatalarını ve ahlaksızlıklarını da anlatırlar. Çünkü bunlar zaten hayatın içinde var olan şeyler. Eğer dünyada kimse partnerini aldatmıyor, kimse suç işlemiyor ve inançlı görünen insanlar hiç hata yapmıyorsa, o zaman romanları bunları yaymakla suçlayabilirsiniz. Böyle bir dünyada değiliz gelin görün ki. Yaşanan bir şeyi anlatana kızmak, neden bunları insanlara gösteriyorsun demek yerine o şeylerin neden var olduğuna bakmak, bunun üzerine düşünmek daha anlamlı olur.
Şuayb Ege
Gönderi Sahibi
Kitapta var olan anlatılmıyor. Var olanların güzellemesi yapılıyor.
1) normalleştirme yok. Ve bu romana özgü bir şey de değil. Bu konunun işlendiği bir sürü roman sayabiliriz burda. Gerçek hayatta yaşanan şeyleri yazmak normalleştirmek sayılmaz. 2) Burda akraba evliliğini eleştirmesi gayet normal ve normalleştirilmemesi gereken asıl meseledir zaten. Burda buna sert çıkışılmasını gayet haklı buluyorum çocukların kaderiyle oynamamalı yetişkinler. Sağlık her şeyden önce gelir çünkü. 3) burda dediğiniz şey bir sorgulatıyor. Ama bu tamamen öznel bir yorum siz ilk okuyuşta bunu İslam karşıtı olarak algılayabilirsiniz. Lakin ben burda insanların ikiyüzlülüğünü eleştirdiğini düşünüyorum. Bu içki içip aynı zamanda beş vakit namaz kılmak gibi bir şey. Umarım anlatabilmişimdir.
İnceleme için teşekkür ederim ☺️ Bir kez daha nefret ettim, okumayacağım.