Herkese iyi Ramazanlar
Od , İskender Pala ’nın kaleminden çıkan; tasavvufla tarihi, efsaneyle hakikati iç içe geçiren bir roman. Ama sadece bir dönem anlatısı değil…
Daha çok, “yanmadan arınmak mümkün mü?” sorusunun etrafında dönen bir iç yolculuk..
Romanın merkezinde Yunus Emre var; fakat bildiğimiz menkıbevi Yunus değil bu. Et ve kemikten, acı çeken, isyan eden, evlat kaybeden, öfkelenen bir Yunus. Onu dervişliğe taşıyan şey kuru bir hikmet arayışı değil; hayatın ta kendisi, yani “od”.
Buradaki “od” sadece ateş değil:
Ayrılık ateşi
Evlat acısı
Nefisle mücadele
Hakikati ararken yanma cesareti
Yazar, Yunus’un oğlu İsmail üzerinden çok çarpıcı bir karşıtlık kuruyor. Biri teslimiyetin ve ilahi aşkın yoluna yürürken, diğeri öfkenin ve kırgınlığın ateşinde savruluyor. Aynı evde büyüyen iki insanın kader karşısında bu kadar farklı yönlere savrulması, romanın en güçlü taraflarından biri.
Bir yanda dervişçe sabır, diğer yanda insanî isyan…
İşte roman tam burada insanı yakalıyor.
Tarihsel arka plan da oldukça yoğun: Moğol istilası, kıtlık, siyasi çalkantılar… Yani Anadolu zaten dışarıdan yanıyor. Yunus ise içeriden. Ve insan şunu fark ediyor: Dış yangınlar söner belki, ama iç yangın insanı ya kül eder ya da olgunlaştırır.
İskender Pala’nın dili klasikle modern arasında bir köprü gibi. Yer yer ağırlaşsa da o tasavvufi atmosferi hissettirmek için bilinçli bir tercih bu. Özellikle Yunus’un iç konuşmaları, romanı biyografik olmaktan çıkarıp ruhsal bir metne dönüştürüyor.
Bence romanın asıl meselesi şu ;Aşk, insanı yakmadan pişirir mi? Ve herkes yandığı yerden mi olgunlaşır?
“Od”, Yunus’u putlaştırmadan anlatıyor; onu önce insan yapıyor, sonra derviş. Bu yüzden etkisi derin.
Ramazan’ın dingin atmosferinde okuduğum bu kitap, bende farklı bir ruh hâli uyandırdı. Kitabı bitirdiğimde insanın içinde hafif bir sızı kalıyor ama o sızı huzursuz değil… Daha çok arınmış bir hüzün gibi. Okumanızı gönülden tavsiye ederim.