Eylül ve Dünya.
Dünya, parçalanmış bir ailenin dışlanmış bireyi. Eylül ise ailesinin biricik prensesi; el bebek gül bebek büyütülmüş en iyi okullarda okutulmuş pırıl pırıl bir genç kız. Yolundan sapmasını haklı çıkaracak hiçbir dayanağı yok.
İkisinin, uyuşturucu ortak paydasında buluşması, alevin küle dönüştüğü noktaya el ele yürümeleri düşünülemez bile.
“… Seninle ortak tanıdıklarımız var. En önemlisi de eroin. Tam 4 yıl 3 ay 16 gün önce terk ettiğim sevgilim… Ve ortak bir hedefimiz varmış. Edebiyatı eroinle tanıştırmak! Yıllarca hayalini kurduğum bir şeydi bu. Yazmak, eroini yazmak. Unutulmuş insanları, yitirdiklerini yazmak! Ama sadece eroini değil, onca kitapta eksik olan sevgiyi de yazmak istemiştim. Tıpkı senin gibi. Eroini anlatan herkes sevgi eksikliğinde, yapayalnız, terk edilmiş insanlardı, Dünya gibi. Ama hiç kimse Eylül’ü anlatmıyordu. Hiç kimse mutluluğa doymuş insanın da eroine dokunabileceğini bilmiyordu sanki. Oysa bilen birileri varmış… O kadar güzel belirtmişsin ki bu gerçeği. Sana yürekten teşekkür ediyorum. Benim yapamadığımı yapıp bana cesaret verdiğin için…”