Bazı fantastik romanlar büyüyle dünyayı kurtarmaya çalışır. İfrit ise büyünün insanı nasıl tehlikeli bir oyunun içine çekebileceğini anlatıyor.
Madrid’in Engizisyon gölgesindeki karanlık atmosferinde, küçük mucizeler yaratabilen bir hizmetçinin hikâyesini okuyoruz. Luzia’nın yeteneği ilk başta zararsız bir mutfak sihri gibi görünse de güç dengelerinin içine girdiği anda her şey politik, tehlikeli ve biraz da acımasız bir hale geliyor. Bu yönüyle kitap klasik fantastiklerden çok daha karanlık ve entrikalı bir ton taşıyor.
Bardugo’nun en güçlü tarafı yine atmosfer. Saray ihtişamı, korku kültürü ve inanç baskısı öyle iyi kurulmuş ki okurken büyüden çok iktidarın kokusunu hissediyorsunuz. Karakterler ise siyah-beyaz değil; herkesin bir ajandası, bir korkusu ve bir bedeli var.
Ama kitap herkese göre değil. Tempoyu hızlı aksiyon yerine yavaş yavaş yükselen bir gerilim üzerinden kuruyor. Bu yüzden epik savaşlar bekleyenler için biraz ağır gelebilir. Fakat karakter psikolojisi ve karanlık atmosfer sevenler için oldukça tatmin edici.
Kısacası bu kitap büyü hakkında olmaktan ziyade; güç, inanç ve hayatta kalma hakkında.
Fantastik edebiyatın daha karanlık ve yetişkin tarafını seviyorsanız listenize ekleyebilirsiniz.