·256 syf.····Okunma: 06 Mart 2026 00:00 Can, babasının ısrarıyla hukuk okumuş ve mezun olmuş ama bu meslek hiçbir zaman içine sinmemiş. Bu yüzden avukatlık yapmak yerine yıllardır hayalini kurduğu şeyi yapmayı seçmiş: bir kitabevi işletmek. Küçük dükkânında kendi dünyasını kurarken, arkadaşı İsmail’in yardımıyla İstiklal Caddesi’nde daha büyük bir yer bulur ve dükkânını oraya taşır. Yeni yerle birlikte işler büyür, okur sayısı artar ve Can daha fazla çalışan almaya başlar.
Can dört yıl önce annesini kaybetmiştir ve babasıyla birlikte yaşamaktadır. Babası yıllarca terzilik yapmış, hâlâ da dükkânını ayakta tutmaya çalışmaktadır. Ta ki bir gün hastalanana kadar… O günle birlikte hayatın dengesi biraz daha değişir.
Can’ın geçmişinde yarım kalmış bir şey daha vardır: eski arkadaşı Ayşe. Onu bulmak için bir süre arayışa girer ama izine rastlayamaz. Tam da bu günlerde kapısına bırakılan bir mektup bulur.
Bir akşam eve dönerken birkaç kişinin bir adama saldırdığını görür ve düşünmeden müdahale eder. O adam, Osman Amca’dır. İşte o karşılaşmadan sonra Can’ın hayatı yavaş yavaş başka bir yöne doğru akmaya başlar. Osman Amca’nın gizemli varlığı ve söyledikleri, Can’ın hayatına beklenmedik bir dokunuş yapar.
Sanırım kitap severlerin çoğunun içinde küçük de olsa aynı hayal vardır: bir gün bir kitabevi ya da kitap kafe açmak. Bu kitabı okurken ben de o hayali gözümde canlandırdım desem abartmış olmam. En çok da kitapta geçen fiyatlar dikkatimi çekti; çünkü hikâye daha çok 2010’ların başlarında geçiyor ve o fiyatları görünce şaşırmamak elde değil.
Kitap büyük ölçüde diyaloglar üzerinden ilerliyor. Bu da okumayı oldukça akıcı ve rahat hale getiriyor. Özellikle Can ile babası arasındaki konuşmalar çok sıcak ve samimi; aralarındaki bağı hissetmemek zor.
Osman Amca karakterinin ise hikâyede biraz daha fazla yer almasını isterdim. Sanki onunla ilgili kısma biraz geç girilmiş gibi hissettim. Ama konu bir kitabevinin etrafında şekillendiği için hikâyenin doğal olarak dükkân ve kitaplar üzerinde daha çok durması da anlaşılır bir durum.
(Not: Keşke kitaplar gerçekten bu kadar pahalı olmasaydı.)