Gönderi

2/10
·128 syf.··
2026 1. kitabı
Peyami safanın yaptığı betimleme ve karakter tahlillerini beğenirim, bu kitapta tek beğendiğim şey de maalesef bu oldu. Bu tarz doğu batı çatışması kitaplarının çoğundan hoşlanmam çünkü özellikle kadın çoğunlukla alt tabakaya konulur, yaptığı en normal şeyler bile eleştirilir. Tıpkı bu kitapta olduğu gibi. Neriman aslında sadece yaşamak ve hayatın diğer taraflarınıda tatmak isteyen konservatuvar bölümünde okuyan ve kendi istekleri ile aileden aldığı fikirlerin arasında kalmış genç bir kızdır. Her genç insanın isteyeceği gibi balolara gitmek, eğlenmek ve güzel giyinmek ister ama bu istekler kitapta o kadar kötü ve zehirli gibi anlatılır ki. Aslında Neriman sadece değişen ve NORMALLEŞEN dünyanın bir parçası olmak ister. Tabi onunda yanlışları ve yanlış yorumlamaları vardır fakat bu onun istediği şeylerin ahlaksız ve zehirli olduğu anlamına gelmez. Örneğin Neriman'ın Şinasi ile bir birlikteliği var iken Macitle habersiz buluşması ve yalan söylemesi doğru değildir fakat bu bana göre Şinasi'yi asla bırakmaması gerektiği için değil, Şinasi'den ayrılmadığı halde görüşmeye devam etmesi yüzünden yanlıştır. Bu tarz kitaplarda kadın kendi düşünceleri uymasa bile muhafazakar erkek karakterden asla ayrılmamalı, ayrılırsa hayatı hep kötü ve ahlaksız geçecekmiş mesajı verilir alttan alta. Aynı şekilde kitabın sonunda anlatılan Rus kadın hikayeside tam olarak bu mesajı vermek için yazılmıştır. Bakınız Rus kadın adamı her ne kadar sevse de gelir sıkıntısına düşerler ve hayatın gerçekleri ile karşılaşırlar. Ki zaten Rus kadın adamı başta her haliyle kabul edip onunla o yola çıkmıştır. Fakat ilerleyen zamanlarda her şey aşk ile çözülemez ve kadın adamı bir nevi bırakmak zorunda kalır. Geliri iyi olan birisi ile olur ve hayatı hep mutsuz geçmeye başlar. Eski adamın yanına gidip "Ben bir alçağım." Şeklinde yakarır. Ne kadar taraflı bir hikaye olduğu fazlasıyla bellidir aslında. Alçak kelimesi özellikle sürekli vurgulanır, Nerimanda Şinasiyi bırakırsa 'alçak' olacağını düşünür ve mesaj kafaya alttan alta işlenmiş olur. Aynı şekilde bu kitaplarda muhafazakar karakterlere karşı hep taraflı olarak daha iyi düşünülür ve yaptığı yanlışlar sineye çekilir. Örneğin Neriman ve Şinasi nikahsız birliktelik yaşarlar fakat halk Şinasi çok "edepli?" olduğu için hiçbir şey demez. Hatta Nerimanın çok edepli babası özellikle erken uyur ki yalnız kalabilsinler. Fakat Neriman eğer Şinasi değil de başka birisi ile birlikte olsaydı halktan tut babasına kadar en ahlaksız, edepsiz kişi ilan edilirdi. Ama başrol karakterimiz "edepli ve muhafazakar?" Şinasi ile birlikte olduğu için susuldu, kısacası ikiyüzlülük. Kadının istediği kişi ile sorunsuz bir şekilde birlikte olabilmesi için önce mahallenin onayından geçmesi gerekiyor. Kitabın sonlarında ise Şinasi, onun adeta bir kadın düşmanı olan arkadaşı Ferit, Nerimanın babası ve birkaç kişi bir evde özellikle toplanırlar tek amaçları da Nerimanı bir baloya gitmekten vazgeçirmektir öyle ki hizmetçileri bile nolur gitmeyin diye Nerimana yalvarır. Evde kızın üstüne o kadar gidilir ki Neriman kriz geçirene kadar durmazlar. Kızımız Nerimanda ben ahlaksız değilim balodan zaten vazgeçmiştim vb. diyerek tamamen manipüle edilmiş şekilde sonuna ulaşıyor. Öyle ki Neriman başlarda Şinasi ile evlenmek için iki üç ay bir süre istiyor iyice emin olmak, ne istediğini anlaması ve taraflıca düşünmek için fakat babası onu bile "beklemeyeceğiz değil mi, nikahta hemen olacak?" Vb. sözler söylerek güzelce engelliyor. Aslında Nerimanın ilk başlarda girdiği mantıklı bir süreç olan gerçekten Şinasi'yi isteyip istemediğini sorgulamasıda bu süreçler yüzünden kim vurduya gidiyor. Kitabın bazı yerlerinde bahsedildiği gibi Batının iyi yönleri örnek alınmalıdır. Bende buna bağlı olarak Peyami Safa'ya şunu sorardım; Kadınlara getirdiği özgürlükler batının zehirli yanları mıdır ? Eğer değilse kitabınızda neden alttan alta bu şekilde lanse ettiniz ? Dediğiniz gibi Türk kültürü korunmalıdır; Alaturka müzik, Türk gelenekleri ve dili korunmalıdır. Fakat kadınların alt segmente konulması ve herhangi bir seçimleri üzerinden onları yargılamak korunması gereken bir özellik değil, aksine hızlıca söküp atılması gereken, yenilenmesi gereken bir insanlıktır. Ve bu yenilik herhangi bir batılılaşma altında değil, İnsanlaşma adı altında yapılmalıdır. Herhangi bir milletle alakalı değil, İnsan olmak ile alakalıdır. Şayet kadınlara özgürlüğün batılaşma olduğunu düşünmek, insanlık kavramını hiçe saymaktır. Bu bağlamda konumuzu bizi her adımda olduğu gibi bu konuda da ileri taşıyan Başkomutanımız'ın sözü ile bitirmek isterim ; "Şuna inanmak lazımıdır ki, Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir." - M. Kemal ATATÜRK Fatih Harbiye Fatih Harbiye Peyami Safa
1000Kitap
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.