Gönderi

“Ölmeyi Öğrenirsen Yaşamayı da Öğrenirsin”
Puan vermedi·191 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 14:17
Mitch Albom’un yazdığı Öğretmenim Mori ile Salı Buluşmaları aslında sadece bir kitap değil; hayatı, ölümü ve insan olmayı yeniden düşündüren bir hikâye. Kitapta yazarın eski üniversite hocası olan Mori Schwartz ile yaptığı son konuşmalar anlatılıyor. Öğretmenim Mori ölümcül bir hastalığa yakalandıktan sonra hayatının son döneminde öğrencisi Mitch ile her salı buluşup hayat üzerine konuşuyor. Bu kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, Öğretmenim Mori’nin ölümü beklerken bile hayata bu kadar anlamlı bakabilmesiydi. Çoğu insan ölümü düşünmekten bile kaçarken öğretmenim Mori ölümü kabullenmiş ama yaşamayı bırakmamıştı. Hatta bana göre yaşamın değerini en çok o zaman anlatmaya başlamıştı. Çünkü insan bazen hayatın içinde o kadar hızlı yaşıyor ki gerçekten neyin önemli olduğunu unutuyor. Kitap boyunca Öğretmenim Mori’nin söylediği sözler gerçekten durdurup düşündürüyor. Özellikle modern hayatın insanı nasıl yalnızlaştırdığı ve insanların aslında neyin peşinden koştuğunu sorgulatıyor. Günümüzde birçok insan daha iyi bir iş, daha büyük bir ev ya da daha rahat bir hayat için sürekli koşturuyor, koşturuyoruz. Ama Mori’ye göre insanın gerçekten ihtiyacı olan şeyler çok daha basit: sevgi, merhamet, insanlarla kurulan bağlar ve sevdiklerine zaman ayırabilmek. Çünkü insan ancak başkalarıyla kurduğu ilişkiler içinde gerçekten anlam bulabiliyor. Mitch başta çok yoğun, kariyerine odaklanmış ve hayatın anlamını biraz unutmuş biri gibi görünüyor. Ama kitap boyunca Mitch aslında kendi hayatına yeniden bakmaya başlıyor. Öğretmenim Mori’nin söyledikleri bir ders gibi değil; daha çok insanın kendine dönmesine neden olan sorular gibi. Okurken insan ister istemez kendine bakıyor: Ben gerçekten ne için yaşıyorum? Bu kadar acele ettiğim şeylerin ne kadarı gerçekten önemli? Kitap sadece ölüm üzerine değil; aynı zamanda yaşamın kendisi üzerine de düşündürüyor. Aile, evlilik, toplum, yaşlanmak, korkularımız ve bazen bizi yönlendiren açgözlülük… öğretmenim Mori bütün bunları çok sade ama çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Özellikle insanların toplumun dayattığı hayatı yaşarken kendi değerlerini unutabildiğini Çünkü bazen biz de fark etmeden başkalarının beklentilerine göre yaşamaya başlıyoruz. Bence bu kitabın en güçlü yönü, karmaşık bir dil kullanmadan çok derin şeyler söyleyebilmesi. Okurken sanki bir öğretmenin karşısında oturup hayat dersi dinliyormuş gibi hissettim. Öğretmenim Mori’nin hastalığı ilerledikçe insan ister istemez hüzünleniyor ama aynı zamanda onun hayata bakışındaki bilgelik de okuyucuya umut veriyor. Çünkü o bize hayatın ne kadar kısa olduğunu hatırlatırken aynı zamanda onu anlamlı kılmanın mümkün olduğunu da gösteriyor. Ve galiba Öğretmenim Mori’nin en sessiz ama en güçlü dersi şu: “Ölmeyi öğrenirsen yaşamayı da öğrenirsin.” Kitabı bitirdiğimde şunu düşündüm: Bazı öğretmenler sadece ders anlatır, bazıları ise insana hayatı öğretir. Öğretmenim Mori bana göre tam olarak böyle bir öğretmen. Belki de bu yüzden bu kitap sadece bir öğrencinin hocasıyla yaptığı konuşmaları anlatmıyor; aynı zamanda bir öğretmenin öğrencisine bırakabileceği en büyük mirası gösteriyor. Bilgi zamanla unutulabilir ama bir insanın hayata bakışını değiştiren sözler kolay kolay unutulmuyor.
Öğretmenim Mori'yle Salı BuluşmalarıMitch Albom · Boyner Yayınları · 20202,767 okunma
·
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.