“Oysa bir bilseniz ben düşüncede dünyayı nasıl idare ediyorum... itiraz ediyorum sayın başkan bu hayattan istifa ederek başka bir hayatı başka türlü yaşamak istiyorum...“
“Kafamızın içi hayal, olmayacak şeylerle dolu..”
:D
Kendi başına buyruk, gururlu mu gururlu bir yürekçiğimiz var! Temiz soylu insanlarız biz, biliyor musunuz bunu? yalnızca mutsuzduk o kadar!
Sonra…“Sonra” diye diye geçti ömrüm, bir şeyleri kaybederek büyüdüm ben.
Önce çocukluğumu kaybettim; yağmur başlayınca pencereye koşan telaşımı,bir kuş göğe yükselince içimde kanatlanan umudu..
Sonra hayretimi kaybettim.
Dünya, yavaş yavaş
sıradanlaştı. Gözümde
İnsan biraz da alıştığı şeylerin içinde çürüyor, bayım.
Sonra zamanı kaybettim;uykularımı,içimde kimsenin bilmediği o ince sevinci.
Bir kadın en çok ne zaman yorulur, bilir misin? Bayım
Kimseye anlatamadığı şeyleri içinde büyütürken.
Sonra anneme benzedim biraz.Dağılan her şeyi toplamayı öğrendim;masayı, saçlarımı, kırılan fincanları…
Bir tek içimi toparlayamadım.
Çünkü insan bazen kendi içinde dağınık bir ev gibi kalıyor;perdeleri hiç açılmayan,çiçekleri susuz bırakılmış bir ev gibi...
Sonra sevdiğim ne varsa eksildi.
Yavaş yavaş
Bir çiçek eksildi vazodan,bir ses eksildi evden,bir insan eksildi ömrümden.
En sonunda ben eksildim kendimden.
Kimse anlamadı bunu, bayım.
Kadınlar sessiz eksilir çünkü
Bir şey demeden kırılır,bir şey demeden yorulur,
bir şey demeden gider içlerinden bazı şeyler.
Sonra heveslerim kırıldı.Öyle büyük felaketlerle değil üstelik;bir sabah uyanıp eskisi gibi hissedememekle.