Büşra

Büşra
81 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
“Ölmeyi Öğrenirsen Yaşamayı da Öğrenirsin”
Puan vermedi·191 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 14:17
Mitch Albom’un yazdığı Öğretmenim Mori ile Salı Buluşmaları aslında sadece bir kitap değil; hayatı, ölümü ve insan olmayı yeniden düşündüren bir hikâye. Kitapta yazarın eski üniversite hocası olan Mori Schwartz ile yaptığı son konuşmalar anlatılıyor. Öğretmenim Mori ölümcül bir hastalığa yakalandıktan sonra hayatının son döneminde öğrencisi Mitch ile her salı buluşup hayat üzerine konuşuyor. Bu kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, Öğretmenim Mori’nin ölümü beklerken bile hayata bu kadar anlamlı bakabilmesiydi. Çoğu insan ölümü düşünmekten bile kaçarken öğretmenim Mori ölümü kabullenmiş ama yaşamayı bırakmamıştı. Hatta bana göre yaşamın değerini en çok o zaman anlatmaya başlamıştı. Çünkü insan bazen hayatın içinde o kadar hızlı yaşıyor ki gerçekten neyin önemli olduğunu unutuyor. Kitap boyunca Öğretmenim Mori’nin söylediği sözler gerçekten durdurup düşündürüyor. Özellikle modern hayatın insanı nasıl yalnızlaştırdığı ve insanların aslında neyin peşinden koştuğunu sorgulatıyor. Günümüzde birçok insan daha iyi bir iş, daha büyük bir ev ya da daha rahat bir hayat için sürekli koşturuyor, koşturuyoruz. Ama Mori’ye göre insanın gerçekten ihtiyacı olan şeyler çok daha basit: sevgi, merhamet, insanlarla kurulan bağlar ve sevdiklerine zaman ayırabilmek. Çünkü insan ancak başkalarıyla kurduğu ilişkiler içinde gerçekten anlam bulabiliyor. Mitch başta çok yoğun, kariyerine odaklanmış ve hayatın anlamını biraz unutmuş biri gibi görünüyor. Ama kitap boyunca Mitch aslında kendi hayatına yeniden bakmaya başlıyor. Öğretmenim Mori’nin söyledikleri bir ders gibi değil; daha çok insanın kendine dönmesine neden olan sorular gibi. Okurken insan ister istemez kendine bakıyor: Ben gerçekten ne için yaşıyorum? Bu kadar acele ettiğim şeylerin ne kadarı gerçekten önemli? Kitap sadece
Öğretmenim Mori'yle Salı BuluşmalarıMitch Albom · Boyner Yayınları · 20202,765 okunma
Reklam
Kendime Düşünceler
Puan vermedi·132 syf.··
2025 6. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2025 10:04
Marcus Aurelius’un Kendime Düşünceler kitabını okurken, aslında bir felsefe kitabından çok bir insanın kendi iç sesiyle yüzleşmesini okumuş gibi hissettim. Bir imparatorun, yani gücün zirvesinde olan bir insanın bile ne kadar kırılgan, sorgulayıcı ve sade bir tarafı olduğunu görmek beni derinden etkiledi. Çünkü bu düşünceler halka hitap eden sözler değil; tamamen kendisine söylediği cümleler, yani içsel bir günlük gibi. Ama tam da bu yüzden, bugün biz okurlar için evrensel öğütlere dönüşüyor. En çok dikkatimi çeken nokta, sürekli olarak insanın geçiciliğini ve ölümün kaçınılmazlığını hatırlatması oldu. Aurelius, gücün, şöhretin ya da zenginliğin bir gün biteceğini ama erdemin ve doğru yaşamanın insana kalacağını anlatıyor. Bu bana, günlük hayatta fazlasıyla büyüttüğüm şeylerin aslında ne kadar küçük ve önemsiz olduğunu düşündürdü. Kitapta sık sık doğaya vurgu yapması, hayatın akışına karşı gelmemenin gerektiğini söylemesi de beni çok etkiledi. Bazen hayatı kendi istediğimiz gibi şekillendirmek için çırpınıyoruz ama Aurelius bana, akışa teslim olmanın da bir bilgelik olduğunu hatırlattı. Doğanın düzenine uyum sağlamak, aslında insanın kendi iç huzurunu bulmasıyla aynı şey. Satırlarda yalnızca teorik fikirler yok; hayata, sabra, öfkeye ve alçakgönüllülüğe dair çok samimi tavsiyeler de var. Bazı cümleler sanki yüzyıllar öncesinden bana, bize yazılmış gibiydi. Sonuç olarak Kendime Düşünceler, benim için sadece bir kitap olmaktan çıktı; hayatın içinde karşılık bulduğum, dönüp dönüp bakabileceğim bir yol arkadaşı oldu. İnsan kendi içinden geçenleri bazen dile getiremez ama Aurelius’un satırlarında onları bulabiliyor. Kitabı okurken sürekli altını çizme isteği duydum çünkü her satır, yalnızca felsefi değil; yaşamın en yalın, en insanca tarafına dokunuyordu. Herkesin kendi
1000Kitap
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
Mutluluk
Puan vermedi·392 syf.··
2023 22. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2023 23:31
Kitabın adı 'Mutluluk' olsa da mutluluktan çok acı var içinde. Okurken gözlerim dolu dolu okudum. Üç ana karakter olan; İrfan, Meryem ve Cemalin hikayesini buluşturmuş birleştirmiş yazar. İrfan Kurudal: Aslında Ölmek için hayatından kaçan, her şeye sahip olan, ama sahip olduğu hiçbir şeyden zevk almayan, mutluluk duymayan bir profesör. Meryem: Yaşamak için hayatından kaçan, aslında hiçbir şeye sahip olmayan, annesiz, sevgiye muhtaç ama gene de mutlu olan, bir çocuk. Amcasının tecavüzüne uğramış, hiç suçu olmadığı halde günahkar sayılmış, ayıplanmış, hatta yaşamak için gittiğini zannettiği şehirde, amcasının oğlu Cemal tarafından çok defa öldürülmeye çalışılmış, ama yine de yaşama tutunmuş, ve bu sefer korkusuzca, özgürce, ayıplanmadan, daha güzel bir şekilde hayatına devam etmeyi başarmış. Zaman zaman Yazarın çok fazla gereksiz ayrıntılara girdiğini düşünsem de yine de gerçekten okumaya değer güzel bir Roman olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sonunun güzel bitmesi “Mutluluk” vericiydi. :)
Roman
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma