Puan vermedi·304 syf.····Okunma: 09 Mart 2026 22:16 Tarçın Dükkanları'nda yazar Bruno Schulz, yaşadığı kasabayı görünenden farklı bir şekilde yeniden yaratıyor. Bu kasabayı bir çocuğun gözünden fantastik öğelerle büyülü gerçekcilikle yeniden görüyoruz. Betimlemeleri ressamlık yeteneğiyle birleşince okuduklarımız gözümüzde bir resim gibi canlanıyor. Uzun betimlemeler okumak çoğumuzu yoran bir şey. Kimi zaman ben de dikkatimi kaybettim. O yüzden tekrar tekrar okuduğum yerler oldu. Ama bu etkileyici betimlemelerine gölge düşürür mü bilmem. Yazar çevresindeki her şeye dikkatle bakıyor. Onlardan çoğu kişinin göremediği şeyler çıkarıyor. Kitapta bulunan öykülerde babası çoğu zaman ana karakter. Schulz çocukluğundan beri babasının çöküşünü, onun ruhsal bozulmasını görerek büyür. Ama ondan bu şekilde bahsetmez. Onun anlaşılmadığını ifade eder. Çevresinin aksine ona farklı bir şekilde bakar, kaleme alır.
Yazarın zor bir hayatı olmuş, içine kapanmış, hayal dünyasına, resim yapmaya ve yazmaya sığınmış. Nazilerin zülmünü yaşamış hatta bir Nazi subayı tarafından vurularak öldürülmüş. Yazdıkları kadar hayatı da dikkatimi çekti. Kitabı araya başka kitaplar alarak bir aydan fazla bir sürede okudum.
Kum Saati Altındaki Senatoryum öyküsünün Kum Saati Senatoryumu adlı 73 yapımı bir filmi var. Adını aldığı öykünün yanısıra diğer öyküleri de filmde kullanılmış.