·50 syf.····Okunma: 13 Mart 2026 20:55 Savaş... İnsanlık tarihi boyunca sayısız çaresizliği de yanında sürükleyen o büyük muharebe. Gönüllü veya gönülsüz birçok kişinin geçmişini ve geleceğini belirleyecek olan; üstü çelik, altı barut dolu bir fişeğe bağlıdır her şey. Ve insan, havada uçuşan bu fişeklerin arasında, tasarrufu kendisinde olmayan bir zamanda, geride bıraktıkları için mücadele etmek zorundadır.
İşin en önemli kısmı da bu: Peki ya bu mücadele ne için? Uğruna canını vereceğin bir savaşın kazananı ve kaybedeni kim olacak?
Avrupa’nın puslarla bürülü o yıllarında Ferdinand ve eşi, bu mücadelenin dışında kalabilmek için İsviçre’de bir yaşam kurarlar. Sükûnetiyle kendini yaşama adamış karakterimiz Ferdinand’a, askeri birliğe katılmasına dair bir celp emri gelir. Sevgili eşini ve hayatını geride bırakarak bu savaşa dahil olması mı gerekecek, yoksa kaybedenin insanlık olacağı bu mücadelede kalıp değerlerini koruması mı gerekecek? Bu ikilemlerin sizi derinden düşündüreceğine emin olabilirsiniz.
Dipnot: Fakat bu durumun bizim vatan sevgimizle kıyas edilmesini istemem; çünkü bizim bu topraklardaki mücadelemiz açgözlülükle değil, yok olmamak ve zulme maruz kalmamak için yapıldı. Saygılarımla.