"Aşk, güneşe benzer ve fazla bakarsan güneşe hiçbir şey göremezsin..." diyerek başlamış kitap.
Kitabı diğer Fatih Duman eserlerinden daha aşağı görenlerin gözleri güneşe çok bakmış olmalı. Zira, aşk okunarak anlaşılmaz; yaşayarak anlaşılırdı, ya da yaşadım zannederek belki; ateşe dokunup "ben aşkı bildim" diyen pervane gibi. Ben ise şu sözüyle ısınmışım hemen kitaba: "..bir derviş gibi meczup olup bütün bir cihanın boynuma yüklediği dertlerden uzak kalmak isterdim." ve devam ediyor: "Ey kâri! 'Aşk olsun.' diye dua etmek istiyorum sana. Lakin kazara duamın kabul olmasından korkuyorum. Zira aşk dedikleri can yakıyor. Canın yanmasın istiyorum."
Tarih düşmüşüm buraya, 2 Kasım 2023 yazmışım. Tam da mevsiminde okumuşum aşkı. Kasım, yağmur ve aşktır... Bu ayrı bir konu.
Kitap ipince; sadece 135 sayfa. Fakat kalın kalın kitaplardan daha taşıması zor hiç şüphesiz. Eğer tasavvufu ve (Fuzûlî misali) aşkı seviyorsanız size hitap edecektir tabii. Ama ben derdime çözüm ararım diye okurum derseniz bir psikoloji türü okumanız daha yararlı olacaktır. Derin ve akıl yürütmeyi seven, kelimelerde kaybolmayı seven bir okursanız yine size hitap edecektir.
Fatih Duman bir İstanbul romancısıdır: Bu sebeple eski ama hakiki İstanbul'un ritmini hissetmek isteyenlere tüm kitaplarını önerebilirim. Çok anlatamadım belki, bilemiyorum. Kitap demiş ya: "Sus! Kimseye anlatmadığın hikâye senindir...".
Özet, "Bu Telli Baba'nın hikayesidir. (Asıl ismi Abdullah'tır) Ve koynunda aşkı taşır. Hem bilemezsin aşk İstanbul'a ne çok yakışır."