Gönderi

Geceye Bir Şiir Bırakalım
Yaşamak değil bizi bu telaş öldürecek, Bırakın Paris’te ılık rüzgârlarla taratmayı saçlarımızı, sevgilimizle doyasıya sohbet bile edemedik biz. Gözümüz saatte söyleştik hep, koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık. Hep yetişilecek bir yerler vardı, aranacak adamlar, yapılacak işler. Bir sonraki günün telaşı, bir öncekinin terine bulaştı, başkalarının hayatı bizimkini aştı. Kör karanlıkta çalar saat sesi, kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu, veya yavuklu öpücüğü ile uyanma düşlerini, ha babam erteledik, 20 li yaşlardan 30 lara kurduk saatin alarmını. 30 lardan 40 lara, sonra 50 lere… Öyle yanlış kurgulanmış ki hayat, kuşlukta uyuma imkanı sunduğunda size, artık uyku girmez oluyor gözlerinize. Doyasıya söyleşmek, telaşsız sevişmek imkânına kavuştuğunuzda, söyleşecek sevişecek kimse kalmıyor yanınızda Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz, vakti gelip de sandıktan çıkarttığınızda, birde bakıyorsunuz ki tedavülden kalkmış… Alıntı
Edebiyat
·
160 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
konuştum... yerli yerinde kanadı konuştuğum adını susmak koydum) * ayrılıkları tarih düşürdüm gözlerime ardımda alev alev mülteci yalnızlığım ve tarih 'ölümdür' dedi bir cellat ak yeleli tayları dağlarda kuşatarak aynı göğün altında mevsimler eskidikçe... * yaslasam başımı geceye kan kokacaktı okuduğum kitaplarda eksik kalan bir şeyler her akşamla bin özlem: savrulan her adreste bir kimlik: unutulan * şimdi 'ah' desem, geceyi ertelesem ertelenemez hayat bu acı da yaşanır, ertelenemez kalabalıklar merhaba kalabalıklar kalabalık yalnızlıklar * dediler şavkını düşürdün suya belan karışır toprağa sese ışığa ve şarkıya deşmez mi acıyı o ses? aykırı bir uzaklığım konuşmayı unuttum (yeter ki yasaktaki tadı kuşanıp, yeni baştan o yasak özlemleri giyin gel, yenibaştan ! ) * şimdi göçebe aşklar takvimsiz ayrılıklar artık bir ayrıntıdır mevsimler eskidi eskidi yollar beklemeyi unuttum Yılmaz Odabaşı
abdullah
Gönderi Sahibi
Güzel şiirmiş