·200 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Mart 2026 01:04 Kadınlar Ülkesi Thomes More'un 1516'da yayımlanan Utopia adlı yapıtından neredeyse 400 yıl sonra tefrika edilmiş. Kitap olarak yayımlanması ise C.P. Gılman'ın müthiş kalemiyle 1979 yılını buldu.
Kitaptaki üç erkek karakterin ( Terry, Jeff, Van) tesadüfen öğrendikleri Kadınlar Ülkesi'ne yaptıkları keşif ile olaylar başlıyor. Bu üç hırbo kadınların erkeksiz yaşamasının mümkün olmadığını düşündükleri için ilk izlenimleri bir erkeğe ya da erkek izine rastlayacaklarını düşünmek oldu. Terry'e göre yeryüzünde sadece güzel ve çirkin kadın vardır ve o güzel kadınlar da fethedilmeli. Tamamen ataerkil bir kafa yapısına sahip olup kitabın sonuna kadar değişmeyen tek hırbo Terry. Fakat kafalarındaki o ataerkil düşüncesi gördükleri manzara karşısında sarsılır ve orada geçirdikleri zaman zarfında da o yüce(!) eril kalıpları yıkılır, Terry hariç. "Küçük hesaplar peşinde koşan kadınlar göreceğimizi sanıyorduk ama öyle bir toplumsal bilinçlilik bulmuştuk ki bunun yanında bizim milletlerimiz didişip duran şapşal çocuklar gibi kalırdı. Kıskançlık bulacağımızı sanıyorduk ama uçsuz bucaksız bir kız kardeş sevgisi ve tarafsız, önyargısız bir zekayla karşılaşmıştık ki bizde bir benzerini bulamazdınız. Histeriyle karşılaşacağımızı sanıyorduk; sağlıklı ve zinde insanlarla, sakin, soğukkanlı bir mizaçla karşılaşmıştık, öyle ki sözgelimi küfürbazlığın bir alışkanlık olduğunu, ne kadar denesek de açıklamayı başaramamıştık."
Kitabı okurken gerçekten bir Kadınlar Ülkesi olsaydı böyle mi olurdu diye düşünmeden edemedim. Yaşam biçimleri o kadar huzurlu geldi ki gözüme öyle bir ülkede sonsuza kadar yaşayabilirdim. Eleştireceğim tek yer anneliğe addettikleri o kutsallık. Yani Kadınlar Ülkesi'nde en yüce, en erdemli, en önemli yegane şey annelik. Herkes anne olamıyor tabi. Buna uygun görmedikleri kişiler doğum yapamıyor ama kitap şunu çok net vurgulamış bence: Kadın demek Anne demek! "Onlarda her kadın anneliği diğer vazifelerden daha üstün görmekle kalmıyor; o kadar yüce bir yere koyuyordu ki neredeyse bundan başka hiçbir vazife yoktu denilebilir. "
Bir kadın sadece kadın olabilir. Kadın demek Anne demek değil, İnsan demek. Çocuklara bakmak ataerkil bir dünyada kadının görevi olarak görülürken Kadınlar Ülkesi'nde de anneliğe bu kadar vurgu yapılması yazarın sınırlı hayal gücünün göstergesi olarak yorumluyorum.
Genel olarak akıcı, açık ve anlaşılır bir kitaptı. Severek okudum.