Kant dünyayı sadece bir görüntü olarak bırakıp özüne dokunamazsınız diyor. Arthur ise buna çok sinirleniyor ve madem özünü bilemiyoruz o zaman neden orada bir şey varmış gibi davranıyorsun diye dalga geçiyor. Kendi felsefesindeki irade kavramını yüceltmek için Kant'ın o karmaşık ve sürekli tekrar eden açıklamalarını resmen ayıklıyor. Yani Kant bir şeyi yüz sayfada anlatıp kafanı karıştırırken, Arthur gelip bu iş çok gürültülü olmuş ben size net halini göstereyim diyerek her şeyi tek bir temele bağlamaya çalışıyor. Kant Felsefesi EleştirisiArthur Schopenhauer