Sevgi, yalnızca arzu ve hislerin ötesinde, bir ontolojik sorumluluktur. İnsanın bir başka varlıkla özdeşleşme çabası, sadece duygusal bir deneyim değil, sürekli bir düşünsel ve etik edim gerektirir. Anlam, sevginin yüzeyine yapışmış bir imgede değil, onu inşa eden emeğin derinliklerinde şekillenir. Emeksiz, öznesiz bir sevgi, salt bir hayal olur; nihayetinde varlık da kaybolur, anlam da. Sevgi, anlayış ve incelikle yüceltilmediğinde, boş bir ses gibi çınlar, varlıkla örtüşmeden var olur.