Bileklerimden sızan mürekkep bu kez beyaz sayfalara değil, kürsülerin cilalı yüzlerine bulaşıyor. Her kelime, ağzını açtığında çoğalan bir yalanın yankısı; her suskunluk, alkışlarla kutsanan bir
Küçük halime bir şey söylemek istesem, sesimi yumuşatırdım önce. Korkutmadan, kaçırmadan. “Büyüyünce geçecek mi?” diye sorardı belki.
Geçmeyecek ama değişecek, derdim.
Şimdi sanırım görüyorum onu