Merhabaaa. Mart ayı boyunca Maria. ile yaptığımız "Kadınlar için, özgürlük için, eşitlik için okuyoruz!" etkinliğinde (#298686499) okuduğum ilk kitap olan Chimamanda Ngozi Adichie'nin Feminist Manifesto kitabını bitirdim. Kitap iki bölümden oluşuyor:
• FEMİNİST MANİFESTO: Kadınların Özgürlüğü İçin 15 Madde
• Hepimiz Feminist Olmalıyız
İncelememe kitabın ilk bölümüyle başlıyorum. ljeawele'nin bir kızı olmuştur: Chizalum Adaora. Ve Chizalum Adaora doğunca annesi ljeawele, yazardan kızını nasıl feminist yetiştirebileceğini sorar ve yazar o an cevap veremez ve ona mektup yazmaya karar verir. 2 bölümden oluşan bu kitabın ilk kısmı da işte bu mektubun geliştirilmiş halidir. Ve yazar bu ilk bölümde anneye 15 tane öneri verir: Kadınların özgürlüğü için 15 madde. Ben de incelememin bu ilk kısmında bu 15 maddeyi kısaca eklemek ve bu 15 madde hakkında düşüncelerimi belirtmek istiyorum.
1-) TAM BİR BİREY OL: Yazar burada anne olmanın diğer tüm şeyleri dışlamadığını, kadının hem anne olup hem çalışabileceğini söyler ve küçük kızına da bunu aşılamasını ister. Bunun dışında diğerlerinin ne dediği önemli değildir önemli olan bireyin kendisinin ne istediğidir. Yazar bu madde de kişinin kendisine başarısız olma hakkı tanıması gerektiğini de ekler.
2–) ÇOCUĞUN BAKIMI SADECE ANNENİN DEĞİL, ANNE VE BABANIN GÖREVİDİR: Yazar burada anneye çocuk bakımının hem annenin hem babanın sorumluluğunda olduğunu, baba çocuk bakımında rol alınca babanın yardım etmemiş olduğunu (çünkü anne çocuğun bakımında rol oynayınca annenin yardım ettiği düşünülmüyor ama baba çocuğun bakımında rol oynayınca yardım etmiş oluyor ve bu durum sanki bebeğin bakımının annenin göreviymiş gibi zihinlere kodlamış oluyor) söylüyor. Ayrıca yazar anneye, "babalar çocuk bakımında şimdi olduğundan daha fazla rol alsaydı insanlar ne kadar daha mutlu olup dünyaya olumlu katkılarda bulunurdu kim bilir?" sorusunu soruyor.
3–) KIZINA TOPLUMSAL CİNSİYET ROLLERİ FİKRİNİN SAÇMALIK OLDUĞUNU ÖĞRET: Yazar burada anneye, "Kızına bir şeyi sırf kız olduğu için yap ve yapma dememelisin" diyor. Örnek olarak yemek yapmak. Kadınlar yemek yapma geniyle doğmuyor ve kadınların evde yemek yapma zorunluluğu biyolojik bir görev değil toplumunun daha doğrusu erkeklerin ondan beklediği bir görev. Yazar burada çocukların giysi renklerindeki pembe - mavi ikilemi saçmalığını, oyuncaklardaki araba-bebek saçmalığını da değinmiş ve çözüm olarak çok basit bir şekilde bebek giysilerini renge göre değil yaşa göre raflara dizilmesini, oyuncakların ise cinsiyete göre değil oyuncakların türlerine göre düzenlenmesini öneriyor.
Yazar ayrıca burada kız çocuklarından ne beklememiz, ölçütümüz ne olmalı konusuna da değiniyor: Kız çocuklarından kız çocuğu gibi davranmasını beklememeli potansiyelini en iyi şekilde kullanmasını sağlamakta ona yardımcı olmalıyız diyor.
4–) HAFİF FEMİNİZM DİYE NİTELENDİRDİĞİM ŞEYİN TEHLİKELERİNDEN SAKIN: Bir insan ya feministtir ya da değildir. Hafif feminizm ise erkeğin üstün olduğunu savunur ama erkeklerin de kadınlara iyi davranmasını gerektiğini söyler. Kadın başbakan olduğunda kocası geri planda kalmayı kabul edip karısının başbakan olmasına "izin vermiştir", lütufta bulunmuştur güya ama erkek başbakan olduğunda kimse kadının kocasına başbakan olmasına izin verdiğini söylemez, kadının kocasını desteklediğini, yanında durduğunu söyler. Yani hafif feminizm saçmalıktır, izinli feminizmdir.
5–) KIZINA OKUMAYI VE KİTAPLARI SEVMEYİ ÖĞRET: Yazar burada anneye, kızına kitap okumasını sevmeyi öğret der ve bunun en iyi yolu da annenin eline kitabı alıp okumasıdır.
6–) ONA DİLİ SORGULAMAYI ÖĞRET: Çünkü dil önyargılarımızın, inançlarımızın, varsayımlarımızın deposudur. Söz konusu tecavüz olduğunda "ya o benim annem, kız kardeşim, eşim olsaydı" diyen erkeklerin zihniyeti sorgula diyor yazar ve erkekler saldırıya uğradığında "ya o benim annem, kız kardeşim olsaydı" diyen erkeklerin "ya o benim oğlum, babam olsaydı" dediğini hiç duydun mu diyor.
Yazar anneye "kadın düşmanlığı" veya "ataerkillik" gibi kelimeleri sık sık kullanıp geçmek yerine durumun neden olduğunu ve nasıl olması gerektiğini kızına açıkla diyor.
7–) EVLİLİKTEN ASLA BAŞARI OLARAK SÖZ ETME: Kızlara sık sık evlilikten bahsedip evliliğin başarı olduğu söyleniyor oğlan çocuklarına ise böyle bir şeyden bahsedilmiyor. Bu da bir tarafın (kadın) evliliğe çok önem verip diğer tarafın (erkek) hiç önem vermemesine yol açıyor. Bunun dışında bir de evlenince kadınların soy ismini değiştirmesi ve toplumun bunu kadınlardan beklemesi var. Bir kadının doğduğu günden beri kullandığı soy ismini sırf evlilik nedeniyle değiştirmesi çok saçma. Ve toplumda eğer bir kadın evlenince soy adını değiştirmiyorsa demek ki eşini sevmiyor algısı oluşuyor ama erkekte soyadını değiştirmiyor. Bu durumda erkek eşini sevmemiş mi oluyor yoksa bu soruyu sormak bu sefer aklımıza bile gelmiyor mu. İlla soyadı değişecekse yazarın buna çok güzel bir çözümü de var: Evlendikten sonra çiftlerin bambaşka ortak bir soyadı belirlemesi.
8–) ONA SEMPATİK VE SEVİMLİ OLMAYI REDDETMEYİ ÖĞRET: Bir kız çocuğunun doğduktan sonra görevi insanlara sempatik, sevimli görükmeye çalışması değildir. Kendisi olmasıdır, dürüst ve başkalarıyla eşit olduğunun bilincinde olan bir birey olmasıdır. Aileler çocuklarına insanların onlardan beklediği gibi davranmasını değil, kendileri olmalarına, kendileri gibi davranmalarını istemelidir, bu konuda çocuklarını yüreklendirmelidir.
Kız çocukları genelde sevilmek için yetiştiriliyor ve bunun için de sempatik ve sevimli görünmeleri onlara söyleniyor ama aynı kız çocukları sadece sevilmeyecek, sevecekte ve bu unutuluyor. Onlar sevilen ve sevilmeyen nesneler değil "seven" ve "sevmeyecek" olan öznedir diyor yazar
Ayrıca kız çocuklarına düşündüklerini açıkça söylemeyi öğretmeli, onun kimsenin sevgisine ve beğenisine ihtiyacı olmadığını söylemeliyiz.
9–) ONA BİR KİMLİK KAZANDIR: Ona bir kimlik kazandır diyor yazar ve kültürüne körü körüne bağlı olmaması gerektiğini söylüyor. Anneye kızı için kültürünün iyi yanlarını kucaklamasını ve güzel olmayan yanlarını da reddetmesi gerektiğini öğret diyor.
10–) KENDİSİYLE VE GÖRÜNÜŞÜYLE NASIL İLİŞKİ KURDUĞUNA DİKKAT ET: Yazar burada anneye kızını spora teşvik etmesini söylüyor. Kızı makyaj yapmak istiyorsa makyaj yapmasını, modaya uymak istiyorsa modaya uymasını, ikisini de istemiyorsa yapıp yapmaması konusunda kızını rahat bırakması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca yazar feminizmin feminenliği reddetmediğini de söylüyor ki bu da bu ülkede çok manipüle edilen bir konu. Ki ben de tam bu konuya girmek istiyordum, kitaba sonradan tekrar döneceğim. Sanki estetik yaptırmak, makyaj yapmak ayıpmış, olumsuz birşeymiş gibi bir algı var bu ülkede ve bu da sosyal medyada kendini çok belli ediyor. Önemli olan güzelliğin kendisi değilmişte güzelliğin nedeniymiş gibi sanki. Estetik yapan kişiye bakınca sen karşındaki kişideki şu anki görünümü görmeyip de estetik olmadan önceki halini görüyorsan hâlâ ve o yüzden "sen güzel değilsin aslında" diyorsan o senin sorunun oluyor aslında :d O zaman biz de okullara gitmeyelim, kendimizi geliştirmeyelim, kitaplar okumayalım. Çünkü biz aslında akıllı, bilgi sahibi değiliz, okullarda ve kitaplarda öğrendik bu bilgileri. Bir de sosyal medyada, özellikle de İnstagram ve TikTok'da paylaşımların altına yapılan "babasının gururu" tarzında yorum yapanlar var. Güya böyle yorum yapınca kız senin dediğine kulak verecek, hemen tarzını, giydiği kıyafeti vs değiştirecek ve sırf sen öyle saçma yorumlar yapmayasın diye kendi istediği gibi değil senin dediğini yapacak. Neyseki bunlar ters tepiyor. Yorum yazan kişi"babasının gururu" tarzı yorumlar yapıp onu kendi ölçütlerine uymaya zorlayacağını sanırken kız bu sefer kendisi başka bir paylaşım yapıp videonun üstüne kendisi "babasının gururu" yazıyor ve senin kelimelerle korkutmaya çalıştığın kişi buna aldırış bile etmiyor. Ve ülke ve insanları adına son yıllarda yapılan en doğru iş bu bana göre. Başkasına göre, başkalarının kelimelerine göre, kelimelerin korkutma gücüne göre değil, kendi isteğine göre karar vermek. Şimdi tekrar kitaba dönüyorum.
11–) ONA KÜLTÜRÜMÜZÜN BİYOLOJİYİ İŞİNE GELDİĞİ ZAMAN TOPLUMSAL NORMLARIN "GEREKÇESİ" OLARAK KULLANMASINI SORGULAMAYI ÖĞRET: Toplumsal normlar kutsal değildir. Kitaptaki örnek mesela: Erkekler birçok kadınla yatınca sorun olmuyor ama kadın birçok erkekle yatınca sorun oluyor. Eşitlik açısından ya iki cinsiyetin üyelerinin de birçok kişiyle yatması sorun olmalı ya da iki cinsiyetin üyelerinin de birçok kişiyle yatması sorun olmamalı. Toplumsal normların kutsal olmayıp erkekler tarafından uydurulduğu bile bu örnekte o kadar belli ki. Yine yatma konusuna döneyim. Yok biz eşitlik istemiyoruz, ikimize de yasak ya da ikimize de serbest olmasın sadece bir cinsiyete serbest olsun deniyorsa bu konuda eşitlik istemeyenlere şunu hatırlatmakta fayda var: "bir kadının çok sayıda cinsel partneri olması evrimsel açıdan mantıklı çünkü gen havuzu ne kadar geniş olursa hayatta kalacak bir çocuk doğurma şansı da o kadar yüksek olur." Bu konudaki benim düşüncem ise şu: Dünyadaki 4 milyar kadının ve 4 milyar erkeğin bir kişiyle veya birçok kişiyle yatması veya hiç kimseyle yatmaması beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren şey insanların bu konudaki kendi düşüncelerini başkalarına dayatması, diğer pek çok şeyde olduğu gibi tıpkı.
12–) KIZINA CİNSELLİKTEN SÖZ ET VE BUNU ERKENDEN YAP: Cinsellik sadece üreme eylemi değildir, sadece evlilerin yaptığı bir şey de değildir, illa iki farklı cinsiyetle yapılacak bir şey de değildir. Yazar bu konuyla ilgili olarak kadın cinselliği konusundan da bahsediyor ve kadının cinselliğe hayatında önemli bir rol vermesi sanki utanılacak birşeymiş gibi lanse edilmesinin saçmalığını anlatıyor. Benim de bu konuda bir gözlemim var, gerek sosyal medyada okuduklarım gerekse de gerçek hayatta duyduklarım: Mesela bir erkek bir sevgilisi olan kızı çok seviyorsa, kıza çok mutlu hissettiriyorsa, kızın hayatındaki zorlukları aşmasına sevgilisi çok yardım ediyorsa ve daha sonra bu ikisi cinsellik yaşıyorsa şöyle bir algı var. Erkek kızı çok seviyor, ona çok iyi geliyor, onun yaşadığı birçok zorluğu erkek aşmasına yardım ediyor ve sonrada cinsellik yaşamaya başlıyorlarsa bunun nedeni kızın da cinselliği yaşamak istemesi değil kızın cinsellik yaşamaya razı olduğu algısı var ve bu algı erkeklerin birçoğunda var. Erkek kızı çok sevmiş, ona çok iyi gelmiş, kızın mutlu olmasını sağlamış ve kız da bu yüzden karşılık olarak cinselliğe razı gösteriyor. Tam olarak böyle düşünüyorlar ve bu dediğim gibi erkeklerin birçoğunda var. Kızın, cinselliği onun kadar çok istediği onlara normal gelmiyor. Çünkü cinsellik sadece erkek için güzel bir şey ve eşim/sevgilim de cinselliği istiyorsa bunun tek nedeni erkeğin yaptığı tüm güzel şeylere karşılık olarak kızın cinselliğe razı göstermiş olabileceği düşüncesi, onun da cinselliği erkek kadar istemesi değil. Kitaba tekrar dönecek olursam regl ve bekaret konularına da yazar çok kısaca değinmiş ve regl kelimesini herkesin içinde sohbet konusu olmasına karşı çıkanlara "regl olmasa sen de olmazdın" diye çok kısa ve net cevap vermiş yazar. Bekaret konusunda ise "bekaret kesinlikle odak noktası olmamalı" diyor yazar çünkü bekaretle ilgili her konuşma utançla ilgili bir konuşmaya dönüşüyor.
13–) KIZIN AŞK VE ROMANTİZM DE YAŞAYACAK. BUNA HAZIRLIKLI OL: Yazar sevgi sadece vermek değil almaktır aynı zamanda diyor. O yüzden yazar anneye kızına her zaman fedakarlık yapan tarafın sen olmamalısın demesini istiyor. Bu başlıkta ele alınan bir diğer konu da evliliğin kimin teklif edeceği. Yazar burada "iki tarafın da evlilik teklifinde bulunabileceği, ilişkinin rahat, neşeli olduğu, evlenip evlenmeme kararının neşeli bir sohbete dönüştüğü bir dünyada yaşamak" dileğinde bulunuyor.
14–) ONA BASKIYI ÖĞRETİRKEN BASKIYA UĞRAYANLARI AZİZLERE DÖNÜŞTÜRMEMEYE ÇALIŞ: Ve çok doğru bir öneri. Sadece iyiler değil, yalan söyleyenler de, dedikodu yapanlar da, hırsızlık yapanlar da baskıya, haksızlığa uğruyor ve onlar da haklarını kullanmayı hak ediyor. Bir de kadınlar azizmiş, tanrıçaymış gibi kadınların erkeklerden "daha iyi" olması bekleniyor ve bu durumda aslında kadınlara hiç yanlış yapma hakkı tanımayıp erkeklere rahatça yanlış yapma hakkı tanıyor.
15–) KIZINA FARKI ÖĞRET:Yazar burada anneye, kızına farklı insanların olduğunu, o farklı insanların farklı yolları takip ettiğini ve bunun çok normal olduğunu öğretmesini istiyor. Kendi düşüncelerimizi tek doğru kabul etmemeli, evrenselleştirmemeliyiz diyor yazar. Bu kısmı okurken aklıma John Stuart Mill'in şu sözü geldi: "Londra'da bir kilise müdavimi olmasına yol açan nedenlerin onu Pekin'de bir Budist ya da Konfüçyüsçü yapacağını aklına getirmez." #105857452
İncelemenin başında kitabın iki bölümden oluştuğunu ve ilk bölümün, yazardan "kızını nasıl feminist yetiştirebileceğini" öğrenmek isteyen bir anneye yazdığı mektuptan oluştuğunu yazmıştım (daha doğrusu okuduğumuz ve incelemesini yaptığım o ilk metin, mektubun geliştirilmiş halidir.)
Kitabın ikinci kısmı ise yazarın TEDxEuston Konferansı'nda yaptığı konuşmanın biraz değiştirilmiş halidir. Bu bölümü ilk bölüm gibi uzun tutmayacağım. Bu ikinci metnin başlığı "Hepimiz Feminist Olmalıyız". Yazar burada kendi deneyimlerinden, geçmişte yaşadıklarından bahsederek neden Hepimiz Feminist Olmalıyız dediğini açıklıyor ve de feministin tanımını yapıyor: "Bana göre bir feminist, evet, günümüzde bir toplumsal cinsiyet sorunu var ve onu çözmeliyiz, daha iyisini yapmalıyız diyen kişidir. Kadın erkek, hepimiz daha iyisini yapmalıyız."
10-15 dakika sonra:
Aslında incelemeyi bitirmiştim ama aklıma 10-15 dakika sonra kitabın bu bölümünde okuduğum bir kısım geldi. Yazar burada, feminist olmayanlardan çok sık duyduğumuz o soruya da yer veriyor. "Neden kendine 'insan hakları savunucusu' demiyorsun da feminist diyorsun." Yine bir kendini çok zeki sanma durumu var bu soruyu soran kişilerde. Sanki iki cinsiyette binyıllardır aynı oranda toplumdan ve birçok şeyden dışlanıyormuş gibi, sanki iki cinsiyette aynı şekilde karşı cins tarafından öldürülüyormuş gibi, sanki aynı işi yapan kadın ve erkekler aynı ücreti alıyormuş gibi. Bu sanki ve gibiler böyle uzar gider. İncelemeye ekleme yapmaya başlamışken kitabın dilinin çok anlaşılır olduğunu belirteyim ve mümkünse bu kitabın çocuk 4-5 yaşındayken ailesi tarafından çocuklara sesli bir şekilde okunmasının, birkaç yıl sonra da çocukların her yıl en az 1 kez kendisinin okumasının çocuğun sağlıklı gelişimi ve toplumdaki cinsiyet temelli sorunların azalması için çok doğru bir tercih olacağını düşünüyorum. Kitabın dili çok basit ve okumayı öğrenen her çocuk çok rahatlıkla okuyabilir.
Keyifli okumalarr