7/10
·160 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 15:21
"Şu altın sanduka, yaldızlı melekli, cicili bicili, süslü püslü. Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrı'yı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı daldık? Cennet yerine cehennemi mi seçtik? Mızrak çuvala sığdı, ama olanlar aklıma sığmadı." Sene 1915, Devlet-i Aliye armalı bir tahtelbahir Akdeniz açıklarında seyrederken karşısına çıkan şilepten yanıt alamazlar ve şilebe inip baktıklarında herkesin ölmüş olduğunu görürler. Bunu fırsat bilip yağmaya başlayan mürettebat altından bir sanduka ile karşılaşır ve hepsi zengin olduğunu düşünerek sevinmeye başlar. Tahtelbahire alınan bu ağır sanduka dehşetli bir kötülüğün taşıyıcısıdır ve başlarına bela aldıklarının farkında değildirler. Her şey yolunda giderken yavaş yavaş kötülük uyanacak ve bir ölüm kalım mücadelesi başlayacaktır. İhsan Oktay Anar bu defa bizi denizaltında bir maceraya sürüklüyor ve heyecanlı bir yaşam mücadelesine şahit oluyoruz. Aç gözlü davranıp başka şilebin eşyalarını yağmalayan bu mürettebat çok korkunç saatler yaşayacak denizaltında. Bir yandan düşmandan kaçarken bir yandan da o şeytani gücü yenmeye çalışacaklar. Yer yer komik, yer yer korkutucu, genel olarak sürükleyici bir kitap olmuş Tiamat. Tabi kitabı anlayabilmek için biraz deniz terimlerine de hâkim olmak lazım. İnternete girip denizaltı ile ilgili araştırma da yapmakta fayda var. Ama yine de az çok neyi anlatmak istediği anlaşılıyor yazarın. Ben zevk alarak okudum bu kitabını da. İhsan Oktay Anar dilini seven okurlar da mutlaka sevecektir.
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
·
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.