Uzakdoğu edebiyatını sevmeme sebep olan kitaplardan birisi oldu. Öncelikle Kintsugi Adını hepiniz duymuşsunuzdur, binevi onarma sanatı .
Kırılan seramikleri altınla onarıp tekrar kullanılır hale getirme. Kırılan eşyayı hayatımızdan çıkarmak yerine onu evrimleştirip yeni bir güzelliğe çevirip hayata geri döndürmek. Kusurları gizlemek değil onları değerli kılmak üzerine bir hikaye okuyoruz.
Kitap sayfaları arasında bize bu sanatın inceliklerini okutuyor, kitapta, üç farklı kuşağa mensup kadınların hikayesi eşlik ediyor bize, bir büyükanne, bir anne (Yuuko) ve bir kız çocuk (Mao). Yuuko eşinden ayrılıp ailesinin yanına dönüyor. Burada yeni bir yaşma başlama ve uyum sağlama süreci geçiriyorlar. Yuuko kızının geleceğini düşündüğü için bütün yüklerini sırtlanıp bir hayat kurmaya çalışıyor.
Mao’nun büyüme sürecinde olaylar gelişir, bazı gizemler gün yüzüne çıkar ve aile bağları daha da güçlenir. Mao aile soyundan gelen Kintsugi sanatını büyükannesinden öğrenip bu sanatı yapar. Bir annenin yaşama ayak uydurması ve güçlü kadınların varoluşunu okutuyor kitap bize aslında verdiği mesaj kitabın ismi gibi. Kırıldığın yerden daha güçlü iyileşirsin.
Çok nazik ve huzurlu bir kitaptı benim için. Uzandığının huzurlu coğrafyasını okurken içinize çektiğiniz türden yani.
Semra ‘un tavsiyesiyle okudum bu kitabı.
Semra
@athicabooks
#engelsizokurlaokuyoruz
#herseyinbloguokudu
#kintsugievi
—————————
“ Kintsugi’de ağzınıza koyabileceğiniz güvenli Urushi kullanılıyordu. Onarım iz bıraksa da Japonya’da eskiden beri ortaya çıkan yeni manzaranın tadını çıkarma geleneği vardı. Çatlaklar ve kırıklar doğanın yarattığı şekillerdi. Oraya başka bir renk ekleyerek öncesinden farklı bir manzara elde ediliyordu.”