Bazı kitaplar vardır, daha ilk cümlesinden sizi içine çeker, “Beni okumalısın” der adeta size.
İşte Yabancı da benim için öyle bir kitap oldu.
Kitap, “Bugün, annem öldü, belki de dün, bilmiyorum.” şeklinde etkileyici bir girişle başlıyor.
Yabancı, Albert Camus’dan okuduğum ilk kitap
oldu. Öncesinde kitabın felsefi derinliğe sahip bir kitap olduğunu biliyordum ve açıkçası akmaz mı acaba sürükleyici olur mu diye bir şüphelenmiştim.
Ama kitabı okumaya başladıktan sonra bu şüphelerimin ne kadar yersiz olduğunu gördüm.
İlk 80 sayfayı sadece 1 saatte okudum düşünün.
Aldı götürdü kitap beni.
Biraz yazardan ve konusundan bahsedecek olursam:
Albert Camus’nün Yabancı romanı, 20. yüzyıl edebiyatının en etkileyici eserlerinden biri olarak kabul edilir. Bu roman yalnızca bir hikâye anlatmaz; aynı zamanda insanın yaşam karşısındaki anlamsızlık duygusunu, toplumla olan çatışmasını ve varoluşun temel sorgularını ele alır. Eser, Camus’nün geliştirdiği absürd (saçma) felsefesinin en önemli edebi örneklerinden biridir. Camus’nün bu felsefesinin merkezinde insanın anlam arayışı ile dünyanın anlamsızlığı arasındaki çatışma vardır. Ona göre içinde yaşadığımız dünya tamamen boş ve anlamsızdır. Bunun yanı sıra ona göre ölüm, mutlak bir sondur. Bu düşüncesini romanının ana karakteri olan Meursault üzerinden güzelce temellendirir.
Meursault hayatı olduğu gibi kabul eder; olaylara fazla anlam yüklemez. Ona göre hayatın belirli bir amacı yoktur ve insan sonunda mutlaka ölümle karşılaşacaktır. Bu yüzden toplumun dayattığı duygusal veya ahlaki kalıplara uymaya çalışmaz.
Örneğin, sevgilisi bir gün ona “Benimle evlenir misin?” Diye sorar. Ve onun verdiği cevap sadece “Neden olmasın?” Dır. Sevgilisi bunu başkası sana sorsa da aynı cevabı verir miydin dediğinde yine cevabı evettir. Yani kendisini o kadar akışın içinde sürüklenmeye bırakmış ki, kendi hayattı hakkında verdiği kararlar bile umrumda değil.
Hikâye, Meursault’un annesinin ölüm haberini almasıyla başlar. Ancak Meursault’nun annesinin ölümüne karşı beklenen şekilde üzülmemesi, ağlamayı bırakın tepki bile vermemesi, toplumun gözünde onu daha en başından “yabancı” konumuna yerleştirir. Şimdiden ötekidir o.
Cenaze töreninden sonra Meursault günlük yaşamına neredeyse hiçbir şey olmamış gibi devam eder. Komşusu Raymond ile arkadaş olur, Marie ile bir ilişkiye başlar. Bir gün Raymond ile yaşanan bir olay sonucunda sahilde bir Arap adamla karşılaşır ve güneşin bunaltıcı etkisi altında Meursault o kişiyi vurur. Bunu bile son derece normal biçimde karşılar. Sıcağın etkisiyle oldu der ve önemsemez. Onun için birşey ifade etmez.
Romanın ikinci kısmı ise Meursault’nun yargılanma sürecini anlatır. İlginç olan nokta, mahkemede cinayetten çok Meursault’nun annesinin cenazesinde ağlamamış olması gibi detayların sorgulanmasıdır. Toplum, onun davranışlarını ahlaki normlara uymadığı için yargılar. Böylece Meursault sadece bir cinayetin değil, aynı zamanda topluma yabancı olmanın cezasını çekmiş olur. Romanın sonlarına doğru bu ‘ötekilik’in cezası ona idam cezası olarak kesilir.
Ama bir yandan da kurtulma ihtimali vardır temyiz mektubu ile. Ama sonunda bile bunu öğrenemeyiz.
Bu açıdan bile yazarının savunduğu belirsizlik ve absürdizim felsefesiyle uyumlu biter kitap.
Camus romanında oldukça sade ve doğrudan bir dil kullanmış. Anlatım kısa cümlelerden oluşuyor ve süslü betimlemelerden uzak durmuş. Bu bilinçli bir tercihtir; çünkü Meursault’nun dünyayı algılayış biçimi de bu kadar yalındır. Mesela kitap içinde dikkatimi çeken bir diğer nokta da, yazarın diyalogları ya da karakterin ruhsal derinliğini oldukça kısa ve net cümlelerle geçiştirirken dışsal mekanla ilgili ayrıntıları (güneş, ışık, ses, hava gibi)
ayrıntılı biçimde betimlemesiydi. Zaten dediğim gibi bu bilinçli bir tercih.
Bence mükemmel ince işçilikle yazılmış bir kitap.
Camus’nün diline zaten diyecek yok.
Ben yazarın savunduğu felsefede yaşamın anlamsızlığı, ölümün son olması gibi daha birçok şeye de katılmasam da, bunu aktarış biçimini çok sevdim. Zorlama yapmadan gayet güzel biçimde olay örgüsüne yedirmiş.
Sanırım yaptığım en uzun inceleme oldu :)
Ama bu kitaba değerdi. Daha sonra da tekrar okuyacağım bir kitap olacağını düşünüyorum.
Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap.