·400 syf.····Okunma: 16 Mart 2026 22:26 Avukat Mazhar, eşi Nazan, çocuğu ve annesi Hacerle aynı evde yaşar. Mazhar, eşinin tutukluğundan, donukluğundan, işvesizliğinden şikayette bulunsa da annesi de arabozucu, bir o kadar cazgır bir kadındır. Eşine annesinden gizlice aldığı elmas taşlı yüzüğü annesine söylememesini karısına sıkı sıkı tembihleyerek verir. Şeytanın yeryüzündeki temsilcisi sayılacak kadar kurnaz da olan kaynana yüzüğü sandıkta bulur ve çiftin arasını zamanla bozar. Karısının donukluğu ve evdeki huzursuzluktan kaynaklı; Mazhar, dava vekilliğini üstlendiği bar sahibinin mekanına gider bir gün. Konsomatris Jale'den etkilenen Mazhar, evinden uzaklaşıp bu cazibeli kadınla vaktinin çoğunu geçirir. Aynı barın bir diğer konsomatrisi Nesrin, zamanında kendi yuvası da yıkıldığından Jale'ye evli adamla yuvasını yıktıracak kadar yaklaşmaması uyarısında bulunur. Fakat Mazhar sinirlendiği bir gün eşini boşar ve kaynanası da umduğu hayata kavuşacağını düşünür.
İçinde kötülük barındırmayan, kader nereye sürüklerse oraya savrulan Nazan'ı, kaynanası, oğlunun onu bahar aylarında tekrardan nikahına alacağını söyleyerek İstanbul'daki teyzesinin yanına çocuğu olmadan yollar. Nazan, tedavisinin devamı için de İstanbul'a giden konsomatris Nesrinle beraber aynı kompartımanda beraber yolculuk yapar. İstanbul'da Nesrinle Nazan ara ara görüşürlerken başına bir takım felaketler gelen Nazan hayatta dibe doğru yol almaktadır.
Nazan'dan boşanıp Jale ile evlenen Mazhar dedikodulara aldırmadan mutlu bir aile yaşamı sürerken kaynana Hacer ise yeni gelinin baskınlığı altında süklüm püklüm, aynı evde onlarla beraber yaşamaktadır. Zaman aktıkça oğul Haldun büyür ve aile bireylerinin savrulmalarını, başlarına gelenlere üzülerek okuruz.
Konusu hiçbir zaman eskimeyecek eser, karakterlerin kaderleriyle üzse de akıcılığıyla okuyucuyu kendine bağlıyor. Sayfaların nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Herkese keyifli okumalar...