·176 syf.····Okunma: 28 Şubat 2026 23:33 İnsanın kalbine “artık dürüst ol” diyen bir çağrı gibiydi
Mehmet Yıldız’ı uzun zamandır dinliyordum. Ama dinlemekle okumak arasında ciddi bir fark varmış. Çünkü kitapta kaçamıyorsun. Sayfayı kapatıp dikkati dağıtamıyorsun. Cümleler önünde duruyor ve senden bir cevap bekliyor.
Bu kitap sadece Allah’ın varlığını anlatmıyor. “İnanmalısın” demiyor.
“Gerçekten neye inanıyorsun?” diye soruyor.
Ve o soruyu öyle sıradan bırakmıyor. Günlük hayatın içinden, alışkanlıklarımızın içinden, rahatımızın içinden çekip çıkarıyor.
Kimi satırlarda içim sıkıştı. Çünkü savunacak bahane, kacacak yer bulamadım. İnsan en çok doğruyu duyduğunda rahatsız olurmuş, bunu anladım.
Bu kitap bahaneleri azaltıyor. “Sonra yaparım” dediğin ne varsa yüzüne vuruyor
Ve evet, kitap; kusurlarını bilen ama yine de affedilmeyi umut eden bir kalbin duası gibiydi..
İnsanın Rabbiyle arasındaki mesafeyi fark ettiği, sonra o mesafeyi kapatmak için içten içe yalvardığı bir yolculuk gibiydi..
Ama bu yalvarış aciz bir korku değil, bir dönüş isteği gibiydi...
Çünkü mesele sadece inanmak değil, inandığın gibi yaşayabilmek oluyor.
Peki ne kadar başarabiliyoruz? İnandığımız gibiydi yapabilmeyi?
Ama belki de bazen tam olarak buna ihtiyacımız var. Sarsılmaya.
Uyanmaya.
Kendimize dürüst olmaya...