Dostunun vedasız gidişini ve gidişinin nedenini kabullenememiş bir adamın hikayesi…
Dostluk üzerine yazılmış en iyi roman olabilir. Dostluk, kıskançlık, ihanet, aşk, gerçekler, yüzleşme.
41 yıl sonra gerçekleşen bir yüzleşme, tek mekan, bir akşam yemeği masasında, mumlar sonuna yanana kadar.
Bu yüzleşme iki eski dostun sohbetinden çok bir hesaplaşma gibiydi. Özellikle farklı sosyal sınıflardan gelen insanların arkadaşlıklarında dile getirilemeyen psikolojiyi güzel anlatmış.
Bazı şeylerin kelimelerle anlatılamayacağını, kimi cevapların sessizlikte gizli olduğunu anlıyor insan.
Bu kitapta asıl mesele olaylar değil, olayların insanlar üzerinde bıraktığı izler. O yüzden daha çok insan psikolojisine odaklanan bir kitap düşünce derinliği fazla.
Felsefi ve ağır bir dil kullanılmış. Akıcı, olaylı bir roman isteyenler için belki zorlayıcı olabilir ama psikolojik derinlik sevenler için baya etkileyici bir kitap.
Yani özetle, mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çok beğendim.
Bu kitabı okurken aklıma gelen bir şarkı da oldu:
open.spotify.com/track/0OP73LxXn...bıçakların sırtımda mı hadi çek al onlarıMumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai
İlk incelemene sonsuz kalp... umarım kitaptaki dostluk kaldığı yerden devam etmeyi başardı. Öğrenmek için listeme ekledim. Şarkı Ankara'nın anlık melankolisine ne güzel eşlikci oldu 😍🤍 açtım dinliyorum, ne olacaksa olsun 😄 emeğine sağlık canım...
Gerçekten çok etkileyici bir inceleme olmuş, kalemine sağlık adaşım :)
Şarkıyla kurduğun bağa bayıldım, incelemene bambaşka bir derinlik katmış 🙌🏼
Böyle yazılar kitabı okumayanı bile meraklandırıyor, okuyanı da yeniden düşündürüyor 😌🫠